Table of Contents
Menopoz & Dolandırıcılık: İhmal Edilen Sağlığın Gölgesinde Kalan Yaşamlar
Menopoz & Dolandırıcılık konusu ele alınmamış, Tıp bilimin gündemine halen girmemiş bir konudur. Uluslararası literatürde menopoz sonrası dönemde östrojen kaybının yürütücü işlevler (executive functions), risk değerlendirme ve finansal karar verme üzerinde olumsuz etkileri olduğu gösterilmiştir. Özellikle prefrontal korteks bağımlı karar süreçlerinde hızlanmış fakat yüzeysel karar alma, otorite figürlerine aşırı güven ve “zararı hızla ortadan kaldırma” eğilimi artmaktadır. Bu durum, Alzheimer veya demans olmaksızın, fonksiyonel bilişsel kırılganlık olarak tanımlanır.
Örnekler ile anlamanızı kolaylaştıralım…

Menopoz & Dolandırıcılık 1:
İzmir’de yaşlı bir kadını telefonla arayarak kendilerini polis ve savcı olarak tanıtan kişiler, toplam 750 bin TL dolandırdı.
Menopoz & Dolandırıcılık 2:
Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde kendisini jandarma personeli olarak tanıtarak 81 yaşındaki yaşlı bir kadını dolandıran şüpheli, Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ekiplerinin titiz, kararlı ve hızlı çalışması sayesinde kısa sürede yakalandı. Olayda çalınan para ve ziynet eşyalarının tamamı ele geçirilerek mağdur vatandaşa eksiksiz şekilde teslim edildi.
Menopoz & Dolandırıcılık 3:
Esenler’de 70 yaşındaki kadın, kendisini telefonla arayarak polis olduğuna ikna eden dolandırıcılara 20 yıllık birikimi olan 800 bin lira değerindeki altınlarını verdi.
Menopoz & Dolandırıcılık 4:
Esenler’de yaşayan 71 yaşındaki Sadiye Türkoğlu, telefonda kendisini polis olarak tanıtan şüphelilerin, FETÖ üyesiyle irtibatı tespit edildiğini söyleyerek korkutması üzerine, eve gelen kişiye yaklaşık 1 milyon lira değerindeki altınlarını vererek dolandırıldı
Menopoz & Dolandırıcılık 5:
Nevşehir’de yaşlı bir kadını polis ve savcı süsüyle 8 milyon TL dolandıran 11 şüpheli, 6 ilde düzenlenen operasyonla yakalandı. Şebekenin yaşlı ve varlıklı kişileri hedef aldığı belirlendi.
Menopoz & Dolandırıcılık 6:
Amasya’nın Merzifon ilçesinde kendilerini polis olarak tanıtan telefon dolandırıcıları, 78 yaşındaki kadını bir hafta içinde iki kez kandırarak 500 gram altın ve 47 bin 660 euro aldı. Polis ekiplerinin 4 ay süren çalışmasıyla toplam 7 şüpheli yakalandı.
Menopoz & Dolandırıcılık 7:
İstanbul’da yalnız yaşayan 80 yaşındaki bir kadın, kendilerini “polis” olarak tanıtıp hesap bilgilerinin FETÖ/PDY terör örgütü tarafından ele geçirildiğini iddia eden kişilerce dolandırıldı.
Menopoz & Dolandırıcılık 8:
Ankara’da kendisini polis olarak tanıtarak 64 yaşındaki kadını dolandıran şüpheli ticari taksi ile Şanlıurfa’ya kaçmaya çalışırken Aksaray’da yakalandı. Edinilen bilgilere göre Ankara’da yaşayan 64 yaşındaki A.G yi arayarak kendilerini polis olarak tanıtan şüpheli adınız terör örgütüne karıştı, kimlik bilgilerinizi kullanarak FETÖ terör örgütü para topluyor, biz bu şahıslara ve bunlara yardım eden banka çalışanlarına operasyon yapacağız, bu sebeple evinizdeki ziynet eşyalarını kapıya gelen görevliye verin, sonrasında size geri vereceğiz, paralarınız devlet garantisinde olacak diyerek vatandaşı dolandırdılar.
Telefon irtibatını hiç kesmeyen şüpheli; mağdurun evindeki tüm birikimlerini istedi. Şüpheli yaşlı kadının ikametinin olduğu sokağa gelip toplam 6 milyon Türk lirası değerinde ziynet eşyasını aldı. Şüpheli şahıs Şanlıurfa’ya ticari taksiyle kaçmaya çalışırken ziynet eşyalarıyla birlikte Aksaray ilinde kıskıvrak yakalandı. Şanlıurfa’dan Ankara’ya otobüsle gelen şüphelinin Ankara içinde ticari taksi kullandığı tespit edildi.
Şüpheli yakalandıktan sonra mağduru tespit etmek isteyen polis ekipleri, şüphelinin bindiği taksinin kameralarından indiği yeri tespit edip, dakika dakika takip etti. Şüphelinin indiği yerden detaylı kamera çalışması sonunda yaşlı kadınla şüphelinin bir araya geldiği görüntülerine ulaştılar. Kamera görüntülerinden yaşlı kadını tespit eden Ankara Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri yaşlı kadına ulaşarak dolandırıldığından bahsettiler ancak yaşlı kadını ikna etmek o kadar kolay olmadı. Emniyet müdürlüğüne getirildikten sonra ikna olan kadın şaşkınlığını gizleyemedi. Şüphelinin üzerinden çıkan 100 adet altın ve 18 adet bilezik müştekiye iade edildi. Şüpheli V.E.M., adliyedeki işlemlerinin ardından tutuklanarak cezaevine teslim edildi.
Verdiğim bu birbiriyle örüntülü – illiyet bağlı 8 örneğe ek olarak bu da mı tesadüf ?
Elbette tesadüf değil, toplumu tamamen etkileyen bu konuyu okumaya devam edin.
Menopoz, kadının yaşamında sadece fizyolojik değil, psikolojik, sosyal ve ekonomik birçok değişimin eş zamanlı yaşandığı kompleks bir geçiş dönemidir. Bu dönemde östrojenin çekilmesiyle beraber sadece vücut ısısı değil, adeta yaşamın tüm dengeleri değişir. Ancak Türkiye’de ve dünyada bu dönem, çoğunlukla sadece “ateş basması” veya “duygusal dalgalanmalar” gibi semptomlarla sınırlandırılan, derinlemesine ele alınmayan bir süreç olarak görülür. Oysa bu geçiş, özellikle sağlık yönetimi konusunda kronik ihmallerin su yüzüne çıktığı ve kişiyi savunmasız bıraktığı kritik bir evredir.
Haberlerde sıkça gördüğümüz, kendini polis veya savcı olarak tanıtan dolandırıcıların hedefi haline gelen postmenopozda (ileri menopozda) yaşlı kadın vakaları, aslında bu savunmasızlığın en acı ve maddi boyutlu tezahürleridir. Bu olaylar, “bireysel bir saflık” veya “yaşlılık bunaması” olarak geçiştirilemeyecek kadar sistemik bir sağlık iletişimi ve bakımı sorununa işaret etmektedir.
Menopoz Sonrası Nörobilişsel Değişim ve Karar Verme Mekanizmalarındaki Kırılganlık
Menopozla birlikte östrojen seviyelerindeki düşüş, sadece üreme sistemini değil, santral sinir sistemini (beyini, muhakemeyi) de doğrudan etkiler. Östrojen, nöronal bağlantıları güçlendiren, beyin damar sağlığını koruyan, bilişsel işlevler ve hafıza için hayati öneme sahip nöroprotektif ( beyni koruyan) bir hormondur. Bu hormonun derinleşerek azalması, özellikle prefrontal kortekste – ki burası karar verme, muhakeme, planlama ve sosyal davranışların düzenlendiği merkezdir – işlevsel değişikliklere (yetersizliklere) yol açabilir. Klinik pratikte bu, kadınların kendilerini “sisli bir zihin” (brain fog) içinde hissetmeleri, konsantrasyon güçlüğü, kelime bulmada zorlanma ve daha önce kolaylıkla alabildikleri günlük kararlarda tereddüt yaşamaları şeklinde ortaya çıkar.
İşte tam da bu nörobilişsel kırılganlık döneminde, eğer kadın özellikle düzenli bir jinekolojik, sonra nörolojik veya dahiliye takibinde değilse, bu semptomlar “normal yaşlanma” veya “stres” olarak etiketlenir. Oysa bu semptomlar, düzenli hekim-hasta ilişkisi içinde ele alınsa, altta yatan tiroid bozuklukları, B12 vitamini eksikliği, uyku apnesi veya erken evre bilişsel bozukluk, derinleşmiş jinekolojik hastalıklar (atrofik vajinit, parametrit, pelvik selülit, üriner inkontinans, …) gibi tedavi edilebilir durumlardan kaynaklanıyor olabilir. Tedavi edilmeyen bu durumlar, tedricen muhakeme yetisini daha da zayıflatır.
Dolandırıcıların kullandığı “acil”, “tehlike”, “devlet sırrı” gibi kelimeler, normal şartlarda şüphe uyandırabilirken, olması gereken sağlıklı mekanizmalar çoğu yaşlı kadınların beyinde işlevsizdir. Çünkü “zaten öleceğim, doktorlara para ödemeye ne gerek var” mantığı ile ihmal edilmiş, üst üste birikmiş, overlap olmuş hastalıklar kırılgan zihinsel duruma sebep olmakta, bu da panik ve itaat tepkisini tetiklemektedir. Prefrontal korteksin “dur ve düşün” mekanizması devre dışı kalır, daha ilkel beyin bölgelerinin yönettiği “kaç veya savaş” modu devreye girer. Mağdur yaşlı kadın, mantıklı düşünmek yerine, tehdidi uzaklaştırmak için talimatlara koşulsuz uyma eğilimi gösterir.
Paradoks: Servet Birikimi ile Sağlığa Yatırım Arasındaki Uçurum
Bu yaşlı kadınlar genellikle hayatlarını tutumlu geçirmiş, fedakarlık yapmış, çocuklarını okutmuş, ev bark sahibi olmuş ve sonunda “kenara bir şeyler koyabilmiş” insanlardır. Nesiller arası maddiyat aktarımı, onlar için en büyük sorumluluktur. Ancak bu tutumluluk, kendi bedenlerine ve zihinlerine yapılması gereken yatırımlar söz konusu olduğunda, paradoksal bir şekilde “gereksiz masraf, pahalıcı doktor , pahalı hastane” algısına dönüştüğü görülmektedir.
Özellikle jinekolojik sağlık hizmeti, bir “tüketim” veya “çok çok acil durumda başvurulacak bir tamirci” gibi görülür. Süreklilik arz etmez. Hekim-hasta ilişkisi, bir güven ve ortaklık bağından ziyade, tek seferlik bir alışveriş ilişkisine indirgenir. Bu yaşlı kadınların hayatların asla sabit değişmez jinekolog doktorları yoktur, hastanede hangi doktor varsa, en masrafsız & basit tedaviyi kim veriyorsa ona giderler.
Bu zihniyetin kökleri derindedir: Toplumda hekimlik hizmetinin “kutsal” ve “karşılıksız cömertlik” şeklinde olması gerektiği, maddi karşılığın bu kutsallığı gölgelediği yönündeki yaygın ancak yanlış inanç, hastayı sürekli olarak “bedava” veya “devlet karşılasın” arayışına iter. Özel muayene ücreti ödemek, bir tür “israf” veya “kandırılmak” olarak kodlanır.
Sonuçta hasta, sistemi bir “avanta” avına çevirir: Hangi hastanede randevu açılmış, hangi doktorun ücreti daha ucuz, hangi tanıdık bir doktora ulaştırabilir? Bu süreçte hiçbir doktor onu bütüncül olarak tanıyamaz. Kayıtlar parçalıdır. Hipertansiyon için gittiği kardiyolog, kemik erimesi için gittiği ortopedist ve uykusuzluk için gittiği psikiyatrist birbiriyle iletişim halinde değildir.
Doğurdum; oldu bitti, geçti gitti, benden bebek de olmak mantığı ile 30 – 50 yıl boyunca hiç gitmediği jinekolog doktorlar, zaten hiç ilgi alanına girmez. başvurduğu her bir doktor kendi penceresinden reçetesini yazar, hiç birisi jinekolog doktora da muayene olmalısın demez.
Bu parçalanmış, ihmal edilen bakım (fragmented care), hastanın şikayetlerini bir bütün olarak görmeyi engeller. Menopoz dönemindeki bir kadının kardiyovasküler riski, osteoporozu, depresif belirtileri, jinekolojik belirtiler ve bilişsel değişiklikleri aslında birbirine bağlıdır. Bu bağlantıyı kuracak olan, onu yıllardır takip eden, öyküsünü bilen öncelikle bir jinekolog doktor, sonra aile hekimi veya dahiliye uzmanıdır.
Bu ilişki olmadığında, hasta çareyi komşunun önerdiği bitkisel karışımda, televizyondaki şarlatanın mucize ilacında veya sosyal medyadaki “doğal tedavi” gruplarında, youtube videolarında görüntüleme avına çıkmış kişilerde arar. Bu arayış, zihnini daha da çok karıştırır ve güvenilir otorite figürüne olan ihtiyacını daha da artırır. İşte bu boşluğu, telefonla arayan “polis, savcı, …” doldurur.
Dolandırıcılığın Psikolojik Dinamikleri: Güven, Korku ve Otorite Boşluğu
Menopoz & Dolandırıcılık olaylarında dolandırıcıların senaryoları incelendiğinde ortak temalar görülür:
- Yetki (polis, savcı, hakim),
- Aciliyet (hemen harekete geç, kimseye söyleme),
- Tehlike (terör örgütüne karıştın, hesabın bloke olacak) ve
- Kurtarıcılık (biz seni koruyacağız, paraların devlet garantisinde).
Bu dört unsur, savunmasız bir psikoloji üzerinde müthiş bir etki yaratır.
- Yetki: Yaşam boyu devlete, kanunlara saygı duymuş bir nesil için polis veya savcı üniforması, mutlak itaat edilmesi gereken bir otorite simgesidir. Bu otorite, hiç kurulamayan “hekim otoritesi“nin yerini alır. Hekime danışılmayan sağlık sorunları, devlete danışılmayan bir “suç” korkusuna dönüşür.
- Aciliyet: “Şu an evde yalnız mısın? Kapıyı kimseye açma. Telefonu kapatma.” gibi talimatlar, kişiyi normal sosyal destek ağlarından (aile, komşu, çocuklar) izole eder. Bu izolasyon, menopoz sonrası dönemde artan yalnızlık duygusuyla birleşince, mağduru tamamen dolandırıcının sesine mahkum eder.
- Tehlike: “Terör örgütüne karışmak”, sadece itibar kaybı değil, derin bir sosyal dışlanma ve aileye utanç getirme korkusudur. Bu korku, rasyonel düşünmeyi tamamen felç eder.
- Kurtarıcılık: En sinsi kısım budur. Dolandırıcı, bir tehdit unsuru olarak başladığı konuşmayı, sizi o tehditten koruyacak olan kişiye dönüştürür. “Bana emanet et, ben senin paranı güvene alayım.” Bu, aslında hasta-hekim ilişkisinin özünü taklit eder: “Bana sorunlarını anlat, ben seni iyileştireyim.” Güvenilmeyen, hekime verilmeyen güven, sahte bir kurtarıcıya verilir.
Önleme Stratejisi: Hekim-Hasta Bağından Toplumsal Farkındalığa
Bu trajedileri önlemek, sadece polisiye tedbirlerle (numara engelleme, şüpheli hesap takibi) mümkün değildir. Köklü bir sağlık bakışı değişikliği ve toplumsal eğitim gerektirir.
- Menopoz ve Sonrası Dönem için Bütüncül Sağlık Paketleri: Özel jinekolog muayenehaneleri, hastaneler ve aile sağlığı merkezleri, 40 – 55 yaş grubundaki kadınlara yönelik “Menopoz Geçiş ve Sağlıklı Yaşlanma” kontrollerini, ömür boyu – yaşam boyu – ölene kadar rutin hale getirmelidir. Bu kontroller sadece jinekolojik muayene değil, kan tablosu, lipid profili, kemik yoğunluğu, tiroid fonksiyonları, B12 seviyesi ve basit bilişsel testler içermelidir. Jinekolog hekim, bu süreçte danışmanlık rolü üstlenmeli, hastayla güven bağı kurmalıdır.
- Jinekolog Hekim-Hasta İletişiminde Süreklilik Vurgusu: Sağlık Bakanlığı ve meslek örgütleri, halka “düzenli hekiminizi bulun” mesajını güçlü bir şekilde vermelidir. Sağlık kayıtlarının dijital entegrasyonu (HYS) bu anlamda hayati öneme sahiptir, ancak sistemin bir doktorun hastasının tüm geçmişine erişip bütüncül değerlendirme yapmasına olanak tanıyacak şekilde iyileştirilmesi gerekir.
- Aile ve Sosyal Çevrenin Rolü: Menopoz dönemindeki kadınların yakınları (eş, çocuklar, kardeşler), bu dönemin fiziksel yanı sıra zihinsel etkileri konusunda bilinçlendirilmelidir. Ani unutkanlık, kararsızlık, içe kapanma veya kolayca paniğe kapılma gibi durumlarda, bunu “annem huysuzlaştı” diye geçiştirmek yerine, öncelikle bir jinekolog hekime danışmanın önemi anlatılmalıdır. Aile üyeleri, anneannelerine/babaanelerine “Senin banka işlerinde yardım edeyim, seni arayan olursa bana da söyle” diyerek koruyucu bir şemsiye oluşturmalıdır.
- Finansal Okuryazarlık ve Güvenlik Eğitimi: Belediyeler, halk eğitim merkezleri ve bankalar, yaşlı bireylere yönelik “dolandırıcılıkla mücadele” seminerleri düzenlemelidir. Hiçbir resmi kurumun telefonla para, altın veya kredi kartı bilgisi istemeyeceği, bu tür durumlarda mutlaka çocuklarına danışmaları veya doğrudan ilgili kurumu aramaları gerektiği anlatılmalıdır.
- Medyanın Sorumlu Dili: Medya, bu haberleri yaparken “yaşlı kadın tekrar dolandırıldı” şeklinde magazinsel ve mağduru küçük düşürücü bir dil kullanmak yerine, olayın ardındaki sağlık iletişimi zaafına, nörobilişsel süreçlere ve korunma yollarına odaklanmalıdır. Bu, toplumsal farkındalığı artıracak bir kamusal hizmet yayıncılığıdır.
Sonuç: Jinekolojik Sağlık, En Değerli Servetin Kendisidir
Menopozda dolandırılan kadınların hikayesi, aslında hepimize seslenen bir uyarıdır. Para, altın, ev, araba… Bunların hepsi, onları yönetecek sağlıklı bir zihin ve beden olduğu sürece değerlidir. Sağlığa, hem de jinekolojik sağlığa yapılan yatırım, bir masraf değil, hayatın geri kalanını güvence altına alan en akıllı yatırımdır. Menopozun ömür boyu sürdüğünü ve kadını ömür boyu etkilediğini umarım anlatabilmişimdir.
Bu yatırımın temeli ise, samimi, sürekli ve karşılıklı saygıya dayalı bir hekim-hasta ilişkisidir. O ilişki, sadece hastalıkları iyileştirmekle kalmaz, zihni berrak tutar, muhakemeyi güçlendirir ve dolandırıcıların zehirli seslerine karşı en güçlü psikolojik bağışıklığı sağlar. Unutmayın; gerçek servet, banka hesabında değil, sağlıklı bir beden ve berrak bir zihindedir. Onu korumak, en büyük kişisel sorumluluğumuzdur.
Bu yazı, hiçbir dolandırıcılık vakasında mağdurun sorumlu olduğunu iddia etmez; aksine, sistematik sağlık ihmallerinin ve kopuk bakımın kişiyi savunmasız bıraktığına dikkat çeker.
Sakın şu hataya düşmeyin !
Evet ben menopozdayım;
** Kan İdrar Tahlillerim Normal Çıktı !
** Kemik Taramam Normal Çıktı !
** Mamografim Normal Çıktı
“Normal Çıktı → Ben Sağlıklıyım” Hatasına sakın düşmeyin !
Bunlar tarama testleridir.
Ülkemizde süper tarama yapılır; Az tedavi verilir !
HAMAL olma !
MUTLU ol !
Jinekologu sadece doğum yaptırırır zannedenler;
Jinekolojik şikayetlere adaptasyon geliştirip kronikleştiriyorlar.
Müteselsilen yaşlılık ve menopoz ve hastalık üçgeninde kalmış kadın yığınları oluşmaktadır
Yaşlılık hastalığı Denildiği An,
İyileşme Şansın Elinden Alınır.
Bu Senin Kaderin Artık Denir.
Bunlara Aldanma!, Menopozun Sana Musallat Ettikleri Yaşlılık Hastalığı Değildir.



Muğla

Kadın


