


Hiperenflasyonun Gebeliğe Etkileri | Bir Jinekologdan Fetal Ahlak Gelişimi ve Toplumun Geleceği Üzerine Çarpıcı Analiz
Yirmi yılı aşkın süredir binlerce kadının hikayesine tanıklık etmiş, on binlerce sayfa bilgiyi özümsemiş bir hekim olarak, gün batımına yaklaştıkça insanlığın bazı acı gerçekleriyle yüzleşiyorum. Bu yalnızca ülkemizin meselesi değil; insanın özünde yatan bir paradoks: İnsanoğlu, serveti ne olursa olsun, gebe kalma, hamilelik ve doğum sürecine para ayırmaktan adeta nefret eder. Sanki bu kutsal yolculuk, maddiyatın kirli dokunuşundan münezzeh olmalıdır.
Hamilelerin neredeyse tamamı, “10/5/2” kuralını duymamış gibi, sıfır bütçeyle bu mucizevi serüvene atılırlar. Oysa sağlık, Hammurabi’nin taş tabletlerinden beri karşılığı olan bir hizmettir. İnsanlar, mümkünse bedava, değilse en ucuz olana koşulsuz yönelirler. Bilimin rehberliğindeki gerekli yatırımı devletin görevi bilir, kendi cebinden yapacağı harcamayı ise aptallık, enayilik veya hırsıza para kaptırmak addederler. Devlet ise minimumu sunar, hizmet alan “bu kadar oluyormuş” deyip geçer; nitelikli, insani, bilimsel bakım veren kurum ve kişiler, görünmez olur.
Milyonluk arabalarla hastane otoparklarını dolduran gebeler, depoları fulllenmiş halde gelen gebeler, basit bir muayene ücretini veya rutin tetkik faturasını gördüklerinde, “soygun”, “fahiş fiyat” nidalarıyla fikir zehrini birbirlerine enjekte ederler. Ve gelin görün ki, hiperenflasyon denen canavar, bu sahneyi katmerleşecek şekilde olaya dahil oldu.
Hiperenflasyon, kaçınılmaz bir fakirleşme yaratır. Gelir daralması, doktor karşısında kendini fakir hisseden zengin gebeyi bile özel kliniklerden çekip, kamunun koridorlarına sürükler. Kamu hastanelerinde oluşan inanılmaz yoğunluk, hizmeti tıkanma noktasına getirir. Bu manzara, yüreği parçalayan bir trajedidir.
Toplumumuzun ortalama IQ’su 88-90 aralığındadır. Bir nesli 15 yıl farz edersek ve her nesilde bu ortalamayı 1 puan artırabilsek, 100 puana ulaşmak için 10 nesil, yani 150 yıl beklememiz gerekir. Büyük bir matematikçi olmak bu acı hesabı görmek için gerekli değildir.
Bir annenin yapabileceği en büyük vatanseverlik; ailesinin her ferdini “10 numara, 5 yıldız” yetiştirmek için gebelik öncesinden başlayarak, doğuma kadar nitelikli sağlık hizmetine yatırım yapmasıdır. Her aile bu bilinçle hareket ettiğinde, müreffeh bir toplum kaçınılmaz olacak; refah, yenilik, adalet ve ahlak, kendiliğinden filizlenecektir.
Aksine, bir anne-babanın ailesine, milletine ve insanlığa yapacağı en büyük ihanet şunlardır:
- Gebelik öncesi hazırlık yapmamak,
- Gebelik takiplerini aksatmak, gerekli özen ve bakımı sağlamamak,
- Doğumu, “Olursa olsun”, “Allah kerim” zihniyetine terk etmek.
İşte bu terk edişin en trajik sonucu, fetal dönemde başlar. Fetus, kendisine sunulan (veya sunulmayan) bu koşulları bir nevi “kötü muamele” olarak algılar. “Fetal Ahlak Gelişimi” üzerine yazdığım makalelerde detaylandırdığım üzere, doğum öncesi dönemde optimal şekillenmeyen bu bilinç, kişinin ahlaki temellerini zayıf inşa eder. Yani hiperenflasyon, yalnızca cüzdanları değil, geleceğin vatandaşlarının karakterini de erozyona uğratır. Kötü ekonomik koşullar, maalesef kötü vatandaş doğumlarını da arttırır.
Hiperenflasyon, işte bu ikinci ve çok daha sinsi tahribatı logaritmik olarak artırır. Devletin gelecekteki en kıymetli varlığı olan vatandaşlarının kalitesini, daha doğmadan bozmaktadır.
İşte bundan dolayı gebelikte tasarruf (kısıntı) olmaz.
Muğla

Kadın



Muğla’da Hamilelik Takibi: Yaşamın İlk Şarkısını Birlikte Yazalım - 2026
Ocak 9, 2026[…] Kuralı Gebelikte Beladan KorurRiskli Gebelikte Başarı BasittirGebelikten Önce Yapman GerekenlerHiperenflasyonun Gebeliğe Etkileri: Bir Jinekologun İçsel MonoloğuGebelik BütçesiHased doğal yetenek mi? […]