Menopozun Gölgesinde Serap’ın Hikâyesi

Menopozun Gölgesinde Serap’ın Hikâyesi

“Bir Kadının Suskunluğu, Bir Toplumun Aynasıdır” – Menopozun Gölgesinde Serap’ın Hikâyesi, olaylar gerçek olup, ilgili kişinin bile kendisini tanıyamaması için için tüm bilgiler anonimize edilerek değiştirilmiştir.

Menopoz Sadece Bir Dönem Değildir, Bir Kader De Olmamalıdır

Menopoz, kadının biyolojik yolculuğunda doğal bir eşiktir; fakat ihmal edildiğinde, sessiz bir yıkıma dönüşebilir. Serap J. D. , 58 yaşında, beş çocuk annesi, yedi yıldır menopozda olan bir kadındır. Hayatı boyunca evini, çocuklarını, eşini öncelemiş; kendisini ise hep en sona bırakmıştır. Yıllar içinde kilosu artmış, bedeni değişmiş, fakat asıl değişim ruhunda başlamıştır: “Alışmak” denen tehlikeli sessizlik.

Sessizliğin İlk İşaretleri

Serap’ın geçmeyen vajinal akıntısı, kötü kokusu, cinsel ilişkide şiddetli ağrısı vardı. Soğuk havalarda özellikle sol kasığında ve yumurtalığında ağrı olurdu. Ellerinde, dizlerinde, dirseklerinde başlayan ağrılar zamanla boynuna ve kalçasına yayılmıştı. Gittiği yerlerde ona “yaşlılık”, “sinir sıkışması” denmişti. O da kabullenmişti; çünkü kabullenmek, mücadele etmekten daha ucuzdu.

Reddedilen Gerçek

Serap’a, kızlarının yaşadığı erken doğum ve kısırlık sorunlarıyla kendi jinekolojik geçmişi arasında olası bir bağ – illiyet ilişkisi olabileceğini söylediğimde, bunu şiddetle reddetti. İnkâr, bazen bir savunma değil, bir teslimiyettir. O teslim olmuştu: Hastalığına değil, hastalığını ciddiye almamaya.

Bedenin Çığlığı, Ruhun Suskunluğu

Muayenede gördüklerim bir hikâye değil, bir trajediydi. Menopozun STRAW +2 evresindeydi; yani ileri postmenopozdaydı. Vulvada koyulaşma, kötü koku, şiddetli kızarıklık… Vajina adeta yangın yeriydi. Rahim ağzı defalarca yakılmış, dikilmiş, ama hâlâ yırtık ve deforme haldeydi: Emmet yırtığı, yıllardır kapanmamıştı. Her dokunuş ağrıydı; her hareket bir feryat.

Kırmızı Bir Sessizlik

Vajina kıpkırmızıydı, biyofilm ve irin – iltihap -cerehat içindeydi. Serviks hareket ettirildiğinde dayanılmaz ağrı oluyordu. Parametriumlar ağrılıydı. Ultrason, heterojen ve nodüler bir rahim gösteriyordu. Yumurtalıklar sessizdi; folikül yoktu. Bu tablo, 30 yıla yaklaşan kronik pelvik enflamatuar hastalığın sessiz çığlığıydı.

Bedende Dolaşan Yangın

Yaygın kas ve eklem ağrıları, fibromiyaljik tablonunda olaya eklendiğini, kaotik hale geldiğini düşündürüyordu. Kilo artışı ve vulvar koyulaşma diyabet şüphesini doğuruyordu. Kontrolsüz menopoz, perineal hasar ve kronik vajinit bir araya gelmişti. Bu, sadece bir jinekolojik hastalık değil; bütün bedeni kuşatan bir yangındı.

Sağlığın Bedeli, Paranın Sessizliği

Tedavinin bir maliyeti vardı. Hekimlik, sadece iyi niyetle yürüyen bir iş değildir. Bilgi güncellenir, aletler yenilenir, klinik ayakta tutulur. Ama Serap için “pahalı” olan tedavi değil, sağlıktı. Paradan vazgeçmek istemedi. Ağrıdan, kokudan, utançtan vazgeçti; ama parasından vazgeçmedi. Gitti.

İki Yıl Sonra Bir Tekne

İki yıl sonra, güneşli bir günde, Serap’ın eşini yeni aldığı bir tekneyle gezerken gördük. Selamlaştık. Eve dönünce Serap’ın dosyasını açtım. Kolposkopi görüntülerinde yeşil irin, kırmızı doku, yırtık serviks duruyordu. Bir yanda tekne, bir yanda bu görüntüler… İnsan, mal biriktirmek için bedenini feda edebilir mi? Evet, edebiliyor.

 İnsanlar mal mülk yapmak, hazine yığmak için kendi bedenlerini feda edebiliyorlar. Oysa hasta bir bedenle dolu bir ev, lüks bir araba veya yelken açan bir tekne, içindeki mutsuzluk ve acıyı gizleyemez.

Sağlık İhmali ve Hayat Dersleri

Serap, tedaviyi maddi nedenlerle reddetti. İki yıl sonra kocası yeni bir tekne almış, eğlenirken görülmüş. Serap ise ağrı, koku ve konforsuzluk içinde. Hekimlik pahalı değildir; insanlar servet biriktirmek için sağlıklarını feda ediyor.

Tedavi Maliyetleri ve Gerçek Öncelikler

Hekimler, bilgilerini güncellemek için kitaplar, abonelikler, konferanslara maddi kaynaklarını – birikimlerini harcıyor. Giyim, bakım, ailesinin geçimi ve idari masraflar var. Bunlar hasta ücretleriyle karşılanıyor. Serap’ın ileri ihmal edilmiş durumu, tedaviyi vazgeçilmez kılıyor ama o maddiyatı seçti.

Trajik Bir Hakikat

İnsan, ev yapar ama içinde hasta oturur.
Araba alır ama direksiyon başında acı çeker.
Tekne alır ama dalgalarla değil, ağrıyla boğuşur.
Servet artar, fakat yaşam eksilir.
Çünkü sağlık ertelenirse, hayat susar.

Sonuç: Menopoz Bir Son Değil, Uyarıdır

Menopoz, kadına “dur ve bak” diyen bir eştir. Bedene kulak vermezsen, beden bağırır. Serap’ın hikâyesi bir kadının değil, bir toplumun aynasıdır: “Sonra bakarız – hallederiz – dayanırım” diyenlerin hikâyesi. Hekimlik pahalı değildir; hastalığı ucuz sanmak pahalıya mal olur. Çünkü insan, malı mülkü artırabilir; ama ömrü uzatamaz. Ömrü kaliteli yaşamak ise cesaret ister.

Ev, araba, tekne alabilirsiniz ama içinde hasta olursanız anlamsız. Serap’ın dosyası – kolposkopik resimler yeşil irin dolu genital sistem – bunu gösteriyor. İnsanların hırsı, kendilerine işkence ettiriyor. Sonuç: Sağlık önceliği, gerçek zenginlik.

Bu hikaye, menopozun ihmal edilmesinin sonuçlarını aydınlatıyor. Serap gibi kadınlar, erken müdahaleyle kaliteli hayat sürdürebilir. Sağlık, bir lüks değil, temel yatırımdır. Tecrübeli Jinekolog Hekim tavsiyesi alın, sağlığınızı ertelemeyin.

Özel Geniş Ekran Responsive Kadın Sağlığı Menüsü

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir