Özel Eğitim Kurumları: Sonuç Değil, Önlenememiş Bir Sürecin Aynası
Özel eğitim kurumları, toplumun vicdanıdır.
Bu kurumlar; otizm spektrum bozukluğu, zihinsel yetersizlik, öğrenme güçlüğü, dil ve konuşma bozuklukları ya da fiziksel engellerle dünyaya gelen çocukların hayata tutunmasını sağlayan, bireyselleştirilmiş eğitim ve rehabilitasyon sunan yapılardır. Bugün Türkiye’de sayıları her geçen gün artan bu kurumlar, bir başarı göstergesi gibi sunulsa da aslında önlenememiş sorunların sessiz tanıklarıdır.
Çünkü bu çocukların önemli bir kısmının engeli, önlenebilir niteliktedir.
Acı Gerçek: Sorun Doğumdan Önce Başlıyor
Sahadaki hekimlik pratiği ve bilimsel veriler bize şunu açıkça göstermektedir:
Özel eğitime ihtiyaç duyan çocukların büyük bir bölümü, gebelik öncesi hiçbir hazırlık yapılmadan, hatta çoğu zaman gebeliğin ileri haftalarına kadar hekime başvurulmadan dünyaya gelmektedir.
- Folik asit hiç kullanılmamış
- Kronik hastalıklar kontrol altına alınmamış
- Enfeksiyonlar taranmamış
- Akraba evliliği, genetik riskler değerlendirilmemiş
- Gebelik takibi düzensiz ya da hiç yapılmamış
- İltihaplı rahime gebe kalmış
- Jinekolojik hastalığına alışarak unutmuş, yok saymış…
Sonuçta ise, aslında engellenebilecek birçok durum geri dönüşü olmayan bir kader hâline gelmektedir. Bu kaderi yaşayan çocuklar özel eğitim kurumlarına kayıt olmakta, aileler ağır bir yükün altına girmekte, toplum ise her yıl büyüyen bir sorunla karşı karşıya kalmaktadır.
Radikal Ama Gerekli Bir Öneri: Evlilik Öncesi Zorunlu Özel Eğitim Kamu Hizmeti
İşte tam bu noktada, alışılmışın dışında ama son derece etkili bir çözüm önerisi ortaya çıkmaktadır:
Evlenme randevusu alan her kadın ve erkeğin, evlilik öncesinde en az 10 gün süreyle özel eğitim kurumlarında kamu hizmeti sunması zorunlu olmalıdır.
Bu uygulama bir ceza değil, toplumsal farkındalık ve sorumluluk eğitimidir.
Neden 10 Gün Özel Eğitim Kurumlarında Çalışma?
Çünkü kitaplardan okunan bilgi unutulur;
Görülen, hissedilen ve yaşanan gerçeklik asla unutulmaz.
Bu 10 gün boyunca:
- Engelli bir çocuğun günlük yaşam mücadelesi görülür
- Ailenin yaşadığı psikolojik ve ekonomik yük fark edilir
- Bir ihmalin, bir gecikmenin, bir bilgisizliğin nelere yol açtığı somut olarak anlaşılır
Ve en önemlisi şudur:
Evlenmeyi planlayan bireyler, “keşke” ile başlayan cümlelerin nasıl bir hayatı belirlediğini kendi gözleriyle görür.
Asıl Kazanım: Doğmadan Önce Korunan Hayatlar
Bu uygulamanın amacı özel eğitim kurumlarını doldurmak değil, onlara olan ihtiyacı azaltmaktır.
10 gün boyunca bu kurumlarda bulunmuş bir çift:
- Gebelik öncesi hazırlığın önemini kavrar
- Düzenli gebelik takibini ihmal etmez
- Riskleri erken dönemde fark eder
- “Bir şey olmaz” anlayışının nelere mal olabileceğini bilir
Sonuç olarak:
- Önlenebilir engeller azalır
- Özel eğitime ihtiyaç duyan çocuk sayısı ciddi biçimde düşer
- Aileler, toplum ve devlet uzun vadede büyük bir yükten kurtulur
Sonuç: Gerçek Koruyucu Sağlık, Farkındalıkla Başlar
Özel eğitim kurumları, bir başarısızlığın telafisi değil; koruyucu sağlık politikalarının eksikliğinin sonucudur.
Evlilik öncesi 10 günlük zorunlu özel eğitim kamu hizmeti, toplumun en kırılgan bireyleri üzerinden değil,
onları daha doğmadan koruyacak bilinç üzerinden yükselen bir çözümdür.
Bu yaklaşım hayata geçirilirse:
- Daha az özel eğitim kurumu gerekecek
- Daha çok sağlıklı çocuk doğacak
- Ve toplum, engeli tedavi eden değil, engeli önleyen bir noktaya ulaşacaktır.
Muğla

Kadın


