Yenidoğan Çetesi & Erken Doğumlar – Suçun Diğer Yüzü
Ülkemiz neden yenidoğan çetelerine maruz kaldı, sonra bebekleri erken doğuma mahkum ederek binlerce bebeğin zamanından önce doğmasına → küvözhanelere mahkum olmasına maruz kaldı, haydi acıtıcı gerçeklerini konuşalım.
Hepsinin temelinde çıkar çatışması vardır.
Hukukun kadim bir kaidesi vardır: Suç, hiçbir zaman tek kanattan doğmaz; her daima iki taraflıdır. Yalnızca hekimin omzuna yüklemek hatadır.
Zira ucuzun bedeli ağırdır; ucuz doğumun ardından yaşanan acıyı görenler, “Biz az para vermedik ki” diye feryat eder.
Ne yazık ki hekimlik sanatı yozlaştırılmıştır; vatandaş ve devlet el ele verip hekimin emeğini tüketmeye çalışırken, ucuzu arayan halkla yoldan çıkmış hekimler aynı sahnede birleşir. Sağlıklı bir doğumun kıymet görmediği, fakat erken doğmuş ve küvöze mahkûm edilmiş bebeklerin üzerinden para kazanıldığı bir düzende başka ne beklenir ki?
Oysa ki her bir doğum, hele ki 38 haftanın üzerine taşınmış olanlar, layıkıyla jinekolog doktorlar ödüllendirilmeli, emeğin hakkı teslim edilmelidir. Zira emeğin karşılığı verilmezse, sonucun hep böyle acı olması kaçınılmazdır.
Sağlığın ticarileştirilmesini kendi eylemleriyle; sağlığın vahşi rekabete maruz bırakılması gibi çarpık bir sistemi övgüyle karşılayan çok sayıda ki vatandaşlarımızın sorumsuzluklarını, “çıkar çatışmalarını” ve ödevsizliklerini masaya yatırmak gerek.
Ülkemizde 14.000 küvöz İhtiyacı nasıl oluştu?
Bu devasa sayı nasıl bir suç ve haksız kazanç kapısı hâline geldi?
Gelin, bu düzenin nasıl adım adım hazırlandığını size detaylıca “içeriden” anlatayım.
Bu noktaya gelineceği aslında belliydi ve ne yazık ki “Sağlıkta Dönüşüm Programı” bu sürecin mimarı oldu.
büyük resmi görememek
İstanbul anadolu yakası, Ankara, İzmir, Antalya ve benzeri büyük şehirlerde, hatta tüm ülke çapında benzer yapıların olmaması mümkün mü? Ülke genelinde yaşanan sağlık sorunlarının sadece tek bir yerle sınırlı olduğunu düşünmek, büyük resmi görememek olur.
maddi çıkar çatışmaları
Gebelerin birbirlerini “maddi çıkar çatışmaları” ile feromonlayıp, bir araya gelip, birbirlerine övdüğü, kendilerini akıllı ve haklı hissettikleri hizmetin ucuz olduğu için “kuyruklar oluşturdukları” hastaneleri görmek bile sorunun derinliğini anlamak için yeterlidir.
neden sana gebeler yığılıyor
Bu kuyruk yapılan, hıca hınç dolu özel hastanelere kimse hiç bakmıyor, sen neden ucuzsun, neden sana gebeler yığılıyorlar diye kimse sormuyor.
ucuza kapatayım
Doğum hizmetini ucuza, bedavaya verip, takip sürecini cazip hale getirmek, piyasayı tekeline almak; hatta doğum ücretini minimumda tutmak bile bu sistemde bazı hastaneler için cazibe merkezi yaptı. Bebeğin küvöz masrafını devletin karşılaması fikri de bu döngüyü besleyen unsurlardan biri. Vatandaş ben para vermeyeyim, doğumu – gebelik takiplerini “ucuza kapatayım” , bebekler küvöze girsin, “iyi bakılıyor” modundaydı. Anladınız mı döngüyü, kommersal yaşamı!
Doktorun elini cebinizden çekeceğiz
“Doktorun elini cebinizden çekeceğiz” söylemiyle yürütülen politikalar halkımızın “alkışını” topladı. Ama eski Türkiye’de ya da muayenehanelerin ön planda olduğu dönemde bu denli büyük krizler hiç ama hiç yaşanmazdı. Doktorlar, mesleklerine değer veren bir sistemde çalıştığından, daha özverili bir performans sergiliyordu. İntihar eden, dövülen, öldürülen, arabasının frenleri kesilen, kemikleri kırılan, küfürler edilen, kazanç kaygısı içinde olan, yoğun bakımlık olan, odaya kilitlemiş hunharca dövülen doktorlar hiç yoktu !
karşılıksız cömertlik
Doktorların artık yoruldular, metal yorgunluğu ve deforme oldukları çok açık: Kendilerinden sürekli fedakarlık beklenirken, doktorlardan “karşılıksız cömertlik” sergilemeye bırakılmaları bu yorgunluğun temel sebeplerinden biri. Anlaşılıyor ki sistem de koşturulan “hayvan terli” kavramı artık “hayvan çatlamaya” dönüşmüş.
puancılık oyunları
Büyük devletimiz, sağlıklı gebelik takibi ve doğumu adeta basit | adi | olağan bir işlem gibi görüp minimal ödemelerle, puancılık oyunlarıyla bu emekleri, akıl terlerini küçümsedi, aşağıladı. Komplikasyonlu doğumlara ve yoğun bakım gerektiren bebeklere ise devasa kaynaklar aktarıldı. Bu yönelimin, kaliteli gebelik takibine gösterilen önemi azalttığını görmemek elde değil. 14000 küvöz oluşmuş!, Küvözler dolsun diye sadece bir özel hastanede 8000 bebek erken doğurtulmuş !
yılda 1 milyon küvöz yatağı
Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyon doğum oluyor ve ortalama % 10 – 15 (bence %20) bebek yoğun bakımlık, pert, perişan doğuyor – doğurtuluyor. Bu bebekler ortalama 5 gün küvözde kalsa, 14000 yataktan hesap edersek, “yılda 1 milyon küvöz yatağı” potansiyeli oluşuyor. Böyle ballı kaymaklı bol paralı bir sistemi beslemek için kimse sağlıklı bebeklerin doğumunu teşvik etmez, çünkü hiç kimse ( hem vatandaş hem de devlet) oraya (sağlıklı gebelik takibi ve doğuma) harcama – ödeme yapmıyor. Bu olurken, hem bu sistem idame ettirilecek hem de aileler kendilerini akıllı, haklı, iş bilir hissettirilecek. Okumaya devam….
sürüm usulü iş
Bir jinekoloğun günde maksimum | azami 15 gebe ile ilgilenmesi gerekirken, bu sayı kimi yerlerde günde, yani 8 saatlik mesai ile 30, 40, 50 ila 200 gebeye kadar çıkıyor. Yoğun bir tempo, vahşi “sürüm usulü iş” , baş döndüren bir sistem; ama vatandaş bu durumu sorgulamaksızın kabul ediyor, hatta avantajlı | süper | kaliteli | 10 numara 5 yıldız buluyor. Çünkü para vermiyor!, çıkar çatışması! Vatandaşın sağlığına bu derece ticari bir yaklaşımla bakması, özellikle gebe vatandaşlar tarafından böyle ele alınması, gebelik ve doğum hizmetlerini kalite açısından aşırı zayıflattı.
olduğu kadarıyla doğsun
Gebelik takibi, artık “olduğu kadarıyla doğsun” yaklaşımıyla ilerliyor. Salgın şeklindeki plansız hamilelikler, hazırlıksız doğumlar sonucunda, bebek yoğun bakım yatak sayısı şehir şehir artarak 14 bin yeni doğan yatağına kadar ulaştı. Bu yataklar sürekli dolup boşalıyor; ama bu sorun halk tarafından yeterince önemsemiyor, ucuz olsun, bedava olsun, “kimse benden para istemesin” derdindedirler. Hatta bebeğin sakat, özürlü olması dahi bir avantaj olarak görülmeye başlandı; evde bakım parası alırız, ÖTV’siz araba alırız şeklinde düşününler çok sayıdadır.
gebelik bütçesi
Ekonomik durumları gayet iyi olan çoğu aileler bile gebelik için herhangi bir bütçe (gebelik bütçesi) ayırmayı düşünmüyor, en ucuza hatta bedavaya yöneliyor ve bu yaklaşımı bir zeka göstergesi, haklılık, iş bilirlik olarak görüyor.
tüm toplum
Bir jinekologun “günde” en fazla |maksimum | azami 15 gebe muayene etmesi gerekirken, sırf bedava ya da düşük ücretli olduğu için devlet hastanelerinde 30, 40 hatta 100 – 150. sıradan muayene olan, özel hastanelerde ise 65. sıradan muayeneye talip olan bir kitle var. Bu da kaçınılmaz olarak anne – aile kaynaklı ihmalkarlıklara ve yoğun bakımlık | pert | küvözlük bebeklere yol açıyor. 40, 80 hatta 150’nci sıradan muayene olmayı, “ucuz sürüm mantığıyla” hastaneye gitmeyi tercih edenlerin (zenginler çok sayıda!) sayısı hiç de az değil, “tüm toplum” bu şekilde!
rant olan bir yerde suç olmaz mı?
Bütün bu sürecin sonucunda, hazırlıksız gebeliklerin kötü sonuçlarıyla başa çıkmak zorunda kalıyoruz. Küvözlere mahkum edilen bebekler, yetersiz takiplerden doğan komplikasyonlar artık ülke genelinde alarm veriyor. 1 milyon küvöz potansiyeli yani rant olan bir yerde suç olmaz mı? Bunlar suç oluşmasına sebep veriyor. Devam edeyim…
Bedava karşılıksız cömertlik! salgını
Küçük bir harcama yapıp büyük bir servet ödemiş gibi övünenler, azılı şekilde üste çıkanlar, ağzı köpüklü tükürükle saldırmaya hazır olanlar devletin tüm kaynaklarını bu sisteme akıtmasını istiyor; zengin – fakir hepsi böyle düşünüyor, ancak hiç kimde hiçbir maliyetin altına girmeyi kabul etmiyor. Bedava karşılıksız cömertlik! salgını mevcut
paracı | pahalıcı | paragöz suçlaması
İki dakikalık yüzeysel muayeneleri yeterli | üstün | eksiksiz | 10 numara 5 yıldız görülüyor; emeğini, akıl terini hak ettiği şekilde isteyen doktorları ise “paracı | pahalıcı | paragöz” diye suçluyorlar. Sonuç: pert, küvözlük, yoğun bakımlık bebekler. Bir nesil küvöze girdi !
Sonucun sebep oldukları
Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın ortaya çıkardığı bu durum, intiharlar, sağlıkta şiddet olayları ve sakatlıklar, ölümlerle dolu bu tablo, sorunun ne denli karmaşık bir hale geldiğini gözler önüne seriyor.
1 milyon nüfuslu küvözistan
Hayatında hiç Jinekolog doktora gitmeyen, rahim sağlığını hiç ama hiç sorgulamadan “kronik iltihaplı, polipli, miyomlu ya da retrovert, hipoksik, yaşlı” bir rahime sahip olduğu halde direkt hamile kalan ve ancak gebeliğin 4. veya 5. ayında,hastalık garanti olunca anormalliği fark eden, far etmek zorunda kalan kişilerin sayısı salgın boyutunda artıyor. Sonuçta küvözlük hale gelmiş, neredeyse yaşama şansı zor olan bebekler ordusu ortaya çıkıyor. “Günlük 14000 nüfuslu”, yıllık 1 milyon nüfuslu küvözistana bu aileler ciddi destek veriyor.
şehir şehir doktor gezen
Gebelik boyunca ilçe ilçe, şehir şehir doktor gezen, hiç bir Jinekolog hekimle güven bağı kurmadan, bir jinekolog doktorun emeğine saygı göstermeden sürekli hoydur hoydur gezen, onları sürekli birbiri ile kıyaslayan, 1 puan ile yıldızlayan, kendilerini doktordan akıllı zanneden gebeler ordusu, en sonunda “sorunlu | proplemli” bir doğumla mağdur bir doktorun elinde kalıyorlar | patlıyorlar | gümlüyorlar . Yoğun bakımlık bebeklerle sonuçlanan bu durumda kim haklı, kim haksız?
kendince uyanık ama nesebine vicdansız
Gebelik takibini özelde yapıp doğumu devlete, doğumu özelde yapıp takibi devlete yaptıran, tahlilleri devlette yaptıralımcılar ( kendince uyanık ama nesebine vicdansız, tek taraflı çıkar çatışması! ) bir “terör örgütü” gibi, “tüm sistemi yozlaştıran” bir yapı ortaya çıkıyor. Kendi bedenine ve bebeğine yatırım yapmayan, sorumsuzca davranan bu anneler, aslında kendi elleriyle küvözlük bebekler dünyaya (14000 nüfuslu küvözistana) getiriyorlar.
zihniyet ordusu
Gebeliğe minicik bir harcamada bile sanki bir servet ödemiş gibi davranan, bebeğine yatırım yapmayı “hırsızın eline kendi eliyle para koymuş” gibi gören bir zihniyet ordusu var. Bu anlayışın sonucu: 14.000 nüfuslu bir “küvözistan” ülkesi.
Bedava ya da ucuz gebelik takipleri – ucuza kapatma
Bedava ya da ucuz gebelik takipleri ve doğum yapılan hastanelerde uzun kuyruklar oluşturan aileler de bu sistemi besliyor. Bebekleri küvöze alındığında hiç sesleri çıkmıyor, çünkü gebelik ve doğumu “ucuza kapattılar.” Bu bir döngüdür ve anneler, aileler bunu besliyor. Bedava peynirin fare kapanında olduğunu, bir hizmete, bir işe para vermediklerinde malzemenin kendilerinin, bebeklerinin olduğunu bilmiyorlar mı? Elbette biliyorlar!
annelerin sorumsuzluğu
Paket paket sigara, alkol, uyuşturucu kullanan, tedavi ve takibi umursamayan annelerin küvözlük bebekleriyle karşılaşıyoruz. Bu annelerin sorumsuzluğu neden konuşulmuyor? Küvözistana rant üretmiyorlar mı?
Fulleyelim depoyu ama bir hemogram istemeyin
Hastanelerin otoparkını lüks Avrupa marka arabaları ile dolduran aileleri konuşalım… , Bu aileler Dünyanın en pahalı yakıtına ve arabalarına en yüksek paraları öderken en temel gebelik testleri için bile ödeme yapmaktan kaçınıyor. “Fulleyelim depoyu ama bir hemogram istemeyin” zihniyeti bu ülkeyi küvözistana çevirdi. Neden bunu kimse konuşmuyor?
hiçbir bedel ödemek istemeyenler
Sağlıklı gebelik ve doğum için hiçbir bedel ödemek istemeyen, ama iş yoğun bakımlık bebek olduğunda kesenin ağzını açan sistemin + insanların bu iki yüzlülüğünü konuşalım.
Bu sorunlar yalnızca belli bir şehirde değil; Ankara’dan İzmir’e, Antalya’ya kadar her yere yayılmış durumda. Artık 14.000 küvözlük bebeğe sahip bir “küvözistan” oluştu ve bu düzen, bir rant kapısı olarak görülüyor. 1 milyon küvöz yatağı!
Ne Yapmalıyız?
Necip milletimiz “çıkar çatışmalı” yanılgıdan artık çıkmalı; gebelik döneminde bütçe yapmayı öğrenmeli ve gebelikte “tasarruf – kısıntı” anlayışını derhal terk etmeli. Gebelik süresince, malını, mülkünü, parasını seve seve feda etmeyi kabullenmeli.
Gebelikte tasarruf (kısıntı) olmaz, gebelikte mal, mülk, para, imkan seferber edilir, feda edilir. Aileler bunu artık öğrenmeli, gebelik bütçesi yapmalı, 10/5/2 kuralına riayet ederek gebeliklere kaliteli şekilde hazırlanmalıdırlar.
Ve acilen bir jinekologun günde 15’ten fazla gebeyi muayene etmesi yasaklanmalıdır.
Devletin gebelik takipleri ve doğum için uyguladığı %200 tavan kuralı derhal kaldırılmalıdır. Bu doktorun emeğini, akıl terini sömürmeyi amaçlamış bu %200 uygulması, vatandaşın gebelik için para harcamasını engelleyen uygulama devam ettikçe kriminal olayların yenisi çıkacaktır. Yenidoğan çetesinden sonra sadece bir bir hastanede 10 yıl içinde 8000 gebeliğin erken doğum → küvözlere yönlendirilmesi olayı, … %200 sınır kaldığı sürece bu durımlar farklı farklı şekillerde devam edecektir.
Ancak bu adımlar atılırsa küvözistana duyulan ihtiyaç azalır ve yönetilmesi gereken bir rant, çeteler otomatikmam ortadan kalkar. Vatandaş da devlet de el birliğiyle doktorların emeğini sömürmeye devam ederken, dürüst hekimlerin sınırını zorlamamamız gerektiği unutulmamalıdır.
Ben her naneyi yiyeyim, her türlü çıkar çatışmasında sınır tanınayayım, karşımdaki hep dürüst olsun mantığı saçmalıktır.
Ben her naneyi yiyeyim, servet – hazine yapayım, gezeyim, tozayım, evler arabalar alayım, tatillere çıkayım, faizde param katlansın ama doktor gebelikten – doğumdan para almasın, az alsın mantığı su katılmamış şizofrenik ataktır.
Herkes dürüst olacak!
Vatandaşın artık kendi sağlığına özellikle gebelik ve doğumlara daha fazla özen göstermesi, sistemi sorgulaması ve bu döngüye bilinçle yaklaşması gereklidir.


Muğla

Kadın

Doğum


Erken Doğum Prematür Doğum - 2026
Ocak 8, 2026[…] Erken Doğumu; (Önlet)mekİltihaplı Rahime Gebe KalmakRahim İltihabı – Pelvik İnfeksiyon – PID Yenidoğan Çetesi & Erken Doğumlar – Suçun Diğer Yüzü […]