Kadınlarda vajinal mantar enfeksiyonları sık görülür ve kaşıntı, yanma, akıntı gibi belirtilerle kendini gösterir. Tedavi edilmezse tekrarlayabilir.
Asistanlığımın 1. yılında doğumhanede doğum yaptırmaktaydım. Adeta İstanbul, hastaneye akmaktaydı, bir doğum bitip hemen öbürü başlıyordu, tam anlamıyla bir koşuşturmaca mevcuttu… Derken acil şekilde doğum masasına bir kadın alındı ve doğum için hazırlıkları yaptım, vajinal tuşe ile açıklığını öğrenmek istemiştim ve bimanuel pelvik muayene yaptığımda avucumun içi tamamen bembeyaz bir partiküler kütle ile doldu, zaten açıklığı da anlayamamıştım, bir şeyler engel oluyordu, … Avucumu dolduran materyali tıbbi çöp kovasına attım, sonra 5 – 6 defa daha böyle avucumu tamamen dolduran beyaz materyali tekrar tekrar boşalttım. En sonun da beyaz devasa kitle hiç kalmayınca, servikal açıklığı anlayabilmiştim. O gün nereden baksanız vajina içerisinden, 1 -1.5 kilogram civarında, vajina içerisini tamamen doldurmuş vajinal mantar kütlesini temizlemiştim. …. Buna gebe kadın nasıl dayanmış, Fetus hiç mi etkilenmemişti?
Mesut Bayraktar
Vajinal Mantar – Genital Mantar
Vajinal mantar enfeksiyonları, kadınların sık karşılaştığı bir tıbbi durumdur. Kadınların en büyük hatası bu enfeksiyon etmenlerini hafife almaları, ev tedavileri uygulamak veya eczanelerden krem alıp sürerek vajinal mantar enfeksiyonunu kronikleştirmeleri vardır. Genellikle Candida türü maya enfeksiyonlarına neden olan bu durum, kaşıntı, yanma, ağrı ve akıntı gibi belirtilerle kendini gösterir. Kadınlarda vajinal mantar enfeksiyonları çeşitli faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Hijyen kurallarına dikkat etmek, pamuklu iç çamaşırları tercih etmek ve doğru anti-mikrobiyallerin kullanımı gibi önlemler alınarak bu enfeksiyonların riski azaltılabilir. Ancak, belirtiler belirdiğinde bir uzaman jinekoloğa başvurmanın önemli olduğu unutulmamalıdır. Eğer sizde mantar enfeksiyonu gelişmiş ise mutlaka jinekolojik bir sıkıntı daha vardır. ek olarak DM, HIV, Doğum hasarları, Kontrol dışı kalmış menopoz … durumları da olabilir. İzole durum nadirdir.
Vajinal mantara neden olabilen farklı mantar türleri şunlardır:
Candida albicans
En sık görülen vajinal mantar türüdür.
Genellikle vajinal enfeksiyonların %80-90’ından sorumludur.
Ağız ve sindirim sistemi içinde de olabilir.
Tıbbi cihaz ve dokuların yüzeyinde biyofilm şeklinde bulunabilir. Bu durum zaten olayın kronikleştiği anlamına gelmektedir.
Kandidalizin toksinini üretenler daha virülandır (agresiftir). Kandidalizin, konak hücrelerinin zarlarını doğrudan hedef alır ve bu zarları delerek hücre ölümüne neden olabilir. Bu durum, mantarın dokulara, mukozaya nüfuz etmesine ve yayılmasına olanak tanır. Kandidalizin, konak bağışıklık sistemi tarafından güçlü bir şekilde tanınır ve inflamatuar bir yanıtın ortaya çıkmasına neden olur. Ancak, aşırı inflamasyon, enfeksiyonun daha da kötüleşmesine yol açabilir.
Candida glabrata
Daha az yaygın, ancak tedaviye daha dirençli olabilir.
Özellikle tekrarlayan mantar enfeksiyonlarında görülür. Saccharomyces cerevisiae ile daha yakından akrabadır.
Candida tropicalis
Bağışıklık sistemi zayıf olan kadınlarda ve genelde tropik bölgelerde (35 derece üstü sıcaklıklarda) daha sık görülür.
Sistemik enfeksiyonlara neden olabilir.
Yaygın olarak bitkilerde ve memelilerin sindirim sisteminde, özellikle gastrointestinal sistemde ve insanların mukozalarında bulunurlar.
Yüksek tuzlu ortamlarda yaşayabilmektedir.
C. tropikalis hastanelerde çalışanlar ile hastaların ellerinde 24 saate kadar hayatta kalabildiğinden , elden ele bulaş riski vardır.
Mukozal yüzeylerde, malzemeler üzerinde (fomitler üzerinde) biyofilm yapar.
Candida parapsilosis
Prematüre bebekler ve kateter kullanan hastalarda sık görülür. Protez kapak kullanan , intravenöz ilaç kullanan, intravenöz parenteral beslenme alan , batın ameliyatı , immünsüpresyon, ilaç tedavisi göre hastalarda endokardite neden olabilir.
Vajinal enfeksiyonlarda nadir, ancak mümkündür. Biyofilm şeklinde mukozalarda bulunabilir.
Candida krusei
Tedaviye karşı dirençli bir türdür.
Özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde, yoğun bakım ünitelerinde yatanlarda sorun yaratabilir.
Çikolata ham maddesi olan kakaonun optimum tat ve aromayı sağlamak için kullanılan endüstriyel mantardır.
Candida dubliniensis
Candida albicans’a çok benzer, ancak genellikle AIDS, bağışıklığı zayıflamış hastalarında görülür.
Vajinal enfeksiyonlarda nadir görülür.
Saccharomyces cerevisiae
Genellikle maya olarak bilinen bu mantar türü de vajinal enfeksiyona neden olabilir.
Gıda ve bira mayası olarak kullanılır, ancak vajinal enfeksiyonlara yol açabilir. Crohn ve ülseratif kolit hastalarında enflamasyonun şiddetini artırır.
Vajinal mantarlar toksin üretir mi?
Mantarların toksin üretmediği şeklinde yanlış bir algı vardır. Mantarların agresifliğini, direncini, sağlayan toksinleri incelersek;
- Kandidalizin, Candida albicans mantarının ürettiği önemli bir virülans faktörüdür. Bu protein, mantarın patojenitesine katkıda bulunan ve enfeksiyonun ciddiyetini artıran bir toksindir.
- Gliotoksin: Bağışıklık hücrelerini baskılayan ve fagositoz yeteneğini engelleyen bir toksindir. Enfeksiyonun yayılmasını kolaylaştırabilir.
- Proteazlar: Doku hasarına neden olarak inflamasyonu artırır ve enfeksiyonun şiddetini artırabilir.
- Fosfolipazlar: Hücre zarlarını parçalayarak enfeksiyonun yayılmasına ve şiddetlenmesine yol açar.
- Hemolizin: Kırmızı kan hücrelerini parçalayarak besin kaynağı sağlar ve enfeksiyonun şiddetini artırabilir. Regl olunduğunda işte bu yüzden mantar azıyor.
- Adherens faktörler: Hücre yüzeylerine tutunmayı sağlayarak kronik enfeksiyonların oluşmasına neden olabilir.
- Ekstraselüler hidrolazlar: Hücresel zarları parçalayıcı etkisi vardır, bu da dokulara zarar verebilir.
- Lipit metabolitleri: Hücre zarlarını etkileyerek enfeksiyonun yayılmasına yardımcı olabilir.
- Biofilm üretimi: Mantarın tedavilere karşı direnç kazanmasına ve kronik enfeksiyonlara yol açar.
- Ekstraselüler enzimler: Bağışıklık sisteminden kaçınmaya yardımcı olur.
- Etanol: Bu mantar, fermantasyon yoluyla etanol üretebilir; bu, doku tahrişine ve inflamasyona neden olabilir.
- Beta-glukan: Bağışıklık sistemini uyararak aşırı inflamasyona neden olabilir.
Bu mantar türleri farklı derecelerde vajinal enfeksiyona neden olabilir ve her biri farklı tedavi yaklaşımları gerektirebilir. Özellikle tekrarlayan enfeksiyonlarda, doğru tanı ve tedavi için bir uzman jinekoloğa başvurulması önemlidir. Ev tedavileri, vajinayı sirke ile yıkamak, reçetesiz vajinal duşlar alıp kullanmak, eczanelerden reçetesiz kremler alıp sürmek sadece kronikleşmenize sebep olacaktır. Kronik mantar enfeksiyonu peyderpey diğer jinekolojik hastalıklara ve ve diğer hastalıklara kapı aralayacaktır.
Gebelikte Vajinal Mantar ve Vajinal Disbiyozis: Anne ve Fetüs Sağlığı Üzerindeki Sessiz Tehdit
İnsanlık Tarihinden Günümüze Vajinal Enfeksiyon Algısı
Vajinal enfeksiyonlar, insanlık tarihi kadar eskidir. Antik Mısır papirüslerinde, Hipokrat’ın yazılarında ve Orta Çağ Avrupa tıp metinlerinde kadınlarda “akı”, “yanma” ve “koku” tarifleri yer alır. Ancak bu durumlar uzun yıllar ahlaki zaaf, “kadın zayıflığı” ya da kader olarak yorumlanmıştır.
Modern mikrobiyolojinin gelişmesiyle, özellikle 19. yüzyıl sonrasında, vajinanın canlı bir ekosistem olduğu anlaşılmıştır. Günümüzde bu ekosistemin bozulmasına vajinal disbiyozis, Candida türlerinin aşırı çoğalmasına ise vajinal mantar enfeksiyonu denilmektedir. Gebelikte ise bu durum yalnızca annenin konforunu değil, fetüsün yaşamını ve gelecekteki jinekolojik sağlığı da ilgilendirir.
Gebelikte Vajinal Mantar Nedir ve Neden Daha Sık Görülür?
Gebelikte vajinal mantar, çoğunlukla Candida albicans kaynaklıdır. Gebelik hormonları, özellikle östrojen ve progesteron artışı, vajinal pH’ı ve bağışıklık yanıtını değiştirir.
Gebelikte Vajinal Mantarın Biyolojik Temeli
- Artan östrojen → vajinal glikojen artışı
- Glikojen → Candida için besin kaynağı
- Hücresel bağışıklığın baskılanması
- Jinekolojik sağlığa ve hijyene önem vermemek
- Doğum hasarları
- Gizlide kalmış jinekolojik hastalıklardır
- DM !
Bu nedenle gebelikte vajinal mantar, daha sık, daha dirençli ve daha tekrarlayıcı seyredebilir.
Vajinal Disbiyozis ile Vajinal Mantar Arasındaki İnce Çizgi
Vajinal disbiyozis, laktobasillerin azalması ve patojen mikroorganizmaların baskın hale gelmesidir. Bu zemin, mantar enfeksiyonlarının yerleşmesini kolaylaştırır. Yani çoğu vakada mantar enfeksiyonu bir sonuçtur, sebep disbiyozistir.
Vajinal Disbiyozisin Fetüs Üzerindeki Etkileri
Gebelikte vajinal disbiyozis yalnızca lokal bir sorun değildir. Uluslararası literatürde, disbiyozisin subklinik inflamasyon yoluyla Fetüsü etkileyebildiği gösterilmiştir.
Erken Doğum ve Düşük Riskleri
PubMed ve ScienceDirect kaynaklı çalışmalarda:
- Vajinal disbiyozis
- Artmış sitokin salınımı
- Servikal kısalma
- Erken membran rüptürü
- Korioamnionit
arasında güçlü ilişkiler saptanmıştır.
Fetüste Uzun Vadeli Etkiler
Bazı çalışmalarda, intrauterin dönemde mikrobiyal dengesizlik yaşayan bebeklerde:
- Bağışıklık sistemi düzensizlikleri
- Alerjik hastalıklar
- Metabolik yatkınlıklar
- Öğrenme ile ilgili sorunlar
- davranışsal & bilişsel gerilik
daha sık gözlenmiştir.
Anne Sağlığı Açısından Göz Ardı Edilen Tehlikeler
Gebelikte vajinal mantar “zararsız” gibi algılansa da, tedavi edilmediğinde rahim içi ortamı dolaylı olarak etkileyebilir.
Rahimde Oluşan Hasarlar ve Uygunsuz İyileşme → Kronik inflamasyon:
- Endometriumda mikroskobik hasarlar
- Doğum sonrası geç iyileşme
- Sonraki gebeliklerde tutunma problemleri
oluşturabilir.
Gebelikte baskılanan ama yeterli tedavi edilmeyen vajinal disbiyozis:
- Tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar
- Pelvik inflamatuar zemin
- Servikal epitel hassasiyeti
ile kadının uzun vadeli jinekolojik sağlığını olumsuz etkiler.
“Doğurma Mücadelesi” Yerine Sağlıklı Kalma Yaklaşımı
Tarih boyunca kadın bedeni, “doğurabilme” üzerinden tanımlanmıştır. Oysa modern tıp, sağlıklı anne = sağlıklı gebelik ilkesini savunur.
Gebelikte vajinal mantar veya vajinal disbiyozis yaşayan bir kadının:
- Kendini suçlaması
- “Dayanırım geçer” yaklaşımı
- Başarma veya galip gelme psikolojisi
yerine, maksimum sağlıklı kalmaya odaklanması gerekir.
Tedavi edilmeyen her enfeksiyon, yalnızca o gebeliği değil, sonraki gebelikleri, nesilleri ve yaşam boyu jinekolojik sağlığı etkileyebilir.
Tarihselden Moderne: Bilimin Geldiği Nokta
Antik çağda bitkisel yıkamalarla geçiştirilen vajinal enfeksiyonlar, bugün:
- Mikrobiyota temelli yaklaşımlar
- Kanıta dayalı antifungal tedaviler
- Gebeliğe özel risk değerlendirmeleri
ile ele alınmaktadır. Ancak bilim ne kadar ilerlerse ilerlesin, erken farkındalık ve doğru bilgi hâlâ en güçlü korunma aracıdır.
Kültür mü ? PCR mı?
Vajinal Mantar Tanısında Klasik Kültürler Yerini Neden Vajinal Mikrobiyota PCR Testlerine Bırakıyor?
Uzun yıllar boyunca gebelikte vajinal mantar ve vajinal enfeksiyonların tanısında vajinal kültür yöntemleri kullanılmıştır. Bu yöntemler, belirli mantar türlerini üretebilse de, günümüz gebelik pratiğinde yetersiz ve geciktirici kabul edilmektedir.
Vajinal Kültürler Neden Gebelikte Yetersiz Kalır?
Kültür temelli tanı yöntemlerinin temel sorunları şunlardır:
- Sadece üreyebilen mikroorganizmaları saptayabilmesi
- Candida dışı türlerin (Candida glabrata, Candida krusei vb.) kültürde zor üremesi
- Ana sorunun mantar değil, laktobasil kaybı olması ve kültürün bunu saptayamaması
- Polimikrobiyal disbiyozisin kültürle saptanamaması
- Vajinal florayı bir bütün olarak değerlendirememesi
- Sonuç süresinin uzun olması (7–14 gün)
- Subklinik vajinal disbiyozisi gözden kaçırabilmesi
Oysa gebelikte sorun çoğu zaman tek bir mantar türü değil, vajinal ekosistemin genel bozulmasıdır.
Gebelikte vajinal mantar belirtileri olan ancak kültürü “normal” gelen hastalarda, altta yatan mikrobiyota bozukluğu tedavisiz bırakılabilmektedir. Bu durum anne ve fetüs açısından ciddi risk oluşturur.
Vajinal Mikrobiyota Multiplex PCR Testleri Nedir?
Vajinal mikrobiyota multiplex PCR testleri, vajinadaki mikroorganizmaların genetik materyalini analiz ederek çalışan ileri tanı yöntemleridir. Bu testler, tek tek mikropları değil, vajinanın denge durumunu değerlendirir.
Bu yaklaşım, modern tıpta “vajina bir organ değil, bir ekosistemdir” anlayışının sonucudur.
Multiplex PCR testleri sayesinde:
- Klinik bulgularla uyumsuz sonuçlar azalır
- Aynı anda onlarca bakteri ve mantar türü saptanabilir
- Vajinal disbiyozis erken evrede yakalanabilir
FemoFlor® 16 Vajinal Mikrobiyota Testi Ne Sağlar?
FemoFlor-16 testi, vajinal mikrobiyotayı 16 ana mikroorganizma grubu üzerinden analiz eden ileri bir multiplex PCR yöntemidir.
Bu test ile:
- Candida albicans ve non-albicans Candida türleri
- Bakteriyel vajinozis etkenleri
- Laktobasil düzeyleri
- Mikrobiyota dengesi (normal – ara – bozuk)
aynı anda değerlendirilebilir.
Bu sayede gebelikte vajinal mantar tanısı, sadece “mantar var/yok” düzeyinde değil, neden var ve neden tekrarlıyor sorusuna da yanıt verir.
Gebelikte Mikrobiyota Temelli Tanının Anne ve Fetüs Açısından Önemi
ScienceDirect ve Google Scholar kaynaklı çalışmalarda, vajinal mikrobiyota dengesizliği saptanan gebelerde:
- Erken doğum riski
- Preterm doğum
- Erken membran rüptürü
- Doğum sonrası enfeksiyonlar
daha sık görülmektedir.
Mikrobiyota PCR testleri sayesinde:
- Gereksiz antifungal kullanımının önüne geçilir
- Yanlış tedaviler engellenir
- Vajinal ekosistem korunur
Bu da fetüsün daha stabil bir intrauterin ortamda gelişmesini sağlar.
Vajinal Mikrobiyotayı Korumak: Tedaviden Daha Değerli Bir Hedef
Gebelikte vajinal mantar veya disbiyozis söz konusu olduğunda, amaç yalnızca semptomları bastırmak değildir. Asıl hedef:
- Vajinal floranın yeniden dengelenmesi
- Rahim içi inflamasyon riskinin azaltılması
- Sonraki gebeliklerin korunması
- Kadının yaşam boyu jinekolojik sağlığının desteklenmesi
olmalıdır.
Bu nedenle güncel bilim, rastgele ilaç kullanımını değil, mikrobiyota temelli, hedefe yönelik yaklaşımları önermektedir.
Sonuç
Gebelikte vajinal mantar ve vajinal disbiyozis, yalnızca geçici bir rahatsızlık değildir. Anne ve fetüs hayatını tehlikeye atabilen, rahimde kalıcı etkiler bırakabilen ve kadının jinekolojik geleceğini şekillendiren bir sağlık sorunudur. Amaç “sorunsuz doğum” değil, sağlıklı bir anne bedeni, sağlıklı nesiller elde etmek olmalıdır.



