Östrojen Eroi̇nden Tehli̇keli̇ ! Östrojen Sarhoşluğu

Östrojen Eroi̇nden Tehli̇keli̇ ! Östrojen Sarhoşluğu

Östrojen sarhoşluğu: östrojenin Bilinmeyen Etkileri

Östrojenin tarihi, insanlık tarihine kadar uzanmaktadır. Östrojen kelimesi, Yunanca “Östrus” kelimesinden türetilmiştir, bu kelime, hayvanlarda çiftleşme döngüsünün ( erkeği kabul etmenin, ‘şevk veya ilham’) adıdır. 19. yüzyılın sonlarında, Alman bilim adamı Adolf Butenandt ve Edward Adelbert Doisy, östrojeni keşfettiler. Östrojenle ilgili çok şey keşfedildi ama östrojen sarhoşluğu bilinmeyen bir konudur. Östrojen (kendisi, metabolitleri, reseptör yoğunluğu,…) sabah diürinal ritmine uygun olarak artarak, endojen opioidlerin etkilerini potansiyelize eder. Bu potansializasyon hasta kadına bir yalancı zırh gücü kazandırır. Östrojen indirekt etki nedeniyle güçlü bir ağrı kesicidir, hastasınız ama hissetmezsiniz. Bunun üstüne müthiş bir öfori (ilham, şevk) verdiğinden hastalığınızı aldırmazlık içinde gereksiz dahi görebilirsiniz. Bu östrojen sarhoşluğu size on yıllarca tedavi almadan deforme olmanızı → yaşlanmanızı ve yaşlandıkça → deformasyonun artmasını indükleyen bir döngüye sizi sokar. Dolayısı ile östrojen sarhoşluğunun menopozla bitmesi nedeniyle, yani hissetmeme + aldırmama zırhı ortadan kalkınca çöküş başlamaktadır.

Daha yüksek östrojen seviyelerine sahip kadınlar, bazı ilaçların yan etkilerine karşı daha duyarlı olabilir.

Yüksek östrojen sizi uyuşturucuları (kokain, metamfetamin, morfin ve türevleri, …) kötüye kullanmaya karşı daha duyarlı hale getirebilir. Eğer bir kadınsanız, muhtemelen dalgalanan östrojen seviyelerine aşinasınızdır. Yorgunluk, kaygı ve depresyon gibi belirtiler yaygındır. Herhangi bir hormonal dengesizlikten muzdaripseniz, etkilenen tek şey genel sağlığınız değildir. Motivasyon, stres ve enerji dengenizde etkilenebilir. Östrojen ile ilaç kötüye kullanımının gelişimi arasında önemli bir bağlantı vardır.

Kosten ve arkadaşlarına göre erkekler daha fazla kokain kullanıyor ve bunun bağımlısı olsa da, kadınlar ilk kokain kullanımından, bağımlılığa ilerleyen süreçte erkeklerden daha hızlı bir ilerleme gösterdiklerini söylemektedirler.

Bu hızlı şekilde bağımlı olan kadınlarda, erkeklerden daha fazla; işsizlik, yüksek oranda depresyon ve anksiyete bozuklukları ve daha ciddi tıbbi problemler olduğunuda belirtiyorlar yani stres karşısında kadınların daha hızlı çöktüğünü bir nevi ifade etmişlerdir.

Becker ve arkadaşları yapmış oldukları çalışmada kadınların erkeklerden daha fazla kokainin olumlu sübjektif etkileri (öfori duyguları) yaşadıklarını bu olumlu öznel etkilerin artmasının, kadınların bağımlılık aşamalarında erkeklerden daha hızlı ilerlemesinin nedeni olduğu tahmin etmişlerdir.

Kadınların düzenli olarak yasal ve yasadışı uyuşturucuları erkeklere göre daha düşük dozlarda kendi kendilerine uygulamaya başladıklarını, bu kullanımın daha hızlı bir şekilde bağımlılığa evrildiğini, kadınlardaki uyuşturucu yoksunluğunun nüksetme açısından daha büyük risk oluşturduğunu ifade etmişlerdir. Bunun dışında kadınların eroin kullanımlarını erkeklerden daha hızlı artırma eğiliminde (sensitize) olduklarını, daha kısa sürede bağımlı hale geldiklerini de ifade etmişlerdir.

  • Sensitizasyon ve desensitizasyon, bir organizmanın bir uyaranla nasıl tepki verdiğini belirleyen kavramlardır. Bu terimler, psikolojide, nörolojide, tıpta ve diğer birçok alanda kullanılır.
  • Sensitizasyon, bir uyaranın tekrar tekrar maruz kalınması sonucunda tepkinin artmasıdır. Bu, uyaranın organizma tarafından daha yüksek bir hassasiyetle algılanması ve işlenmesi ile gerçekleşir. Örneğin, sürekli bir gürültüye maruz kalan bir kişi, zamanla bu gürültüye daha duyarlı hale gelebilir ve her seferinde daha güçlü bir tepki verir.
  • Desensitizasyon ise, bir uyaranın tekrar tekrar maruz kalınması sonucunda tepkinin azalmasıdır. Bu, uyaranın organizma tarafından daha az bir hassasiyetle algılanması ve işlenmesi ile gerçekleşir. Örneğin, bir insan sürekli olarak belirli bir kokuyla karşılaştığında, zamanla o kokuya karşı tepkisi azalabilir ve neredeyse hiç tepki vermemeye başlayabilir.
  • Sensitizasyon ve desensitizasyon, beyindeki sinir ağlarının yeniden düzenlenmesi yoluyla gerçekleşir. Bu süreç, öğrenme, hafıza ve duyusal işleme gibi çeşitli zihinsel süreçlerle de ilişkilidir.
Üreme Çağlarında Östrojen Düzeyleri
pg/ml = pikogram/mililitre
İnsan Bedeninde Üretilen Östrojenler (E1 , E2, E3, E4)
İnsan Bedeninde Üretilen Östrojenler (E1 , E2, E3, E4)
Progesteron, vücudun hamilelik için hazırlanmasında rol oynar. Progesteron seviyesi azaldığında östrojen baskın hormon haline gelir. Araştırmacılar, uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele eden insanlara progesteron verildiğinde, progesteron hormonunun sigara ve kokain kullanımını azaltmada terapötik bir rol oynadığını belirtmişlerdir. Progesteron, bir ilacın ödüllendirici etkilerini azaltır ve madde arama motivasyonunu düşürür. Bir araştırmaya göre, kokain kullanan ve yüksek endojen progesteron seviyelerine (> 4 ng/ml) sahip kadınlar, düşük endojen progesteron seviyelerine sahip olanlardan çok daha az stres ödüllendirici madde kullanım isteği bildirmiştir.

Ne Anlatmak İstiyorum ? Bunun Jinekoloji İle ne İlgisi Olabilir ?

Yukarıda yazdıklarım jinekolog olmayan araştırmacıların bakış açılarıdır. Şimdi olaya birde jinekolog yani benim gözümden bakalım !

Çok nadir kadın, bizim toplumumuzda östrojen etkisi ile uyuşturucu bağımlılığına yakalanmaktadır.

Östrojenin ne kadar güçlü, etkin ve diğer sistemler ile iç içe olduğunu şimdi daha iyi anlamış olmalıyız.

Hemen diğer doktorların görmediklerine odaklanalım !

Peki östrojen başka ne yapıyor!

Her kadın farklıdır, her bir farklı kadının her bir günüde farklıdır
Her kadın farklıdır, her bir farklı kadının her bir günüde farklıdır
Östrojenin sirkadiyen ritmi, vücudun doğal bir ritimde işlev göstermesini sağlar. Östrojen salınımı, gün içindeki farklı saatlerde farklı seviyelere ulaşabilir. Örneğin, östrojen seviyeleri sabahları daha yüksek olabilirken, geceleyin daha düşüktür. Bu ritim, hormonun vücut üzerindeki etkisinde önemli bir rol oynar ve aynı zamanda hormonun desensitizasyon gelişimini engellemesine yardımcı olur.
  • Östrojen ve endojen endorfinlerin bu diürnal ritmi, vücut fonksiyonlarının uyumlu bir şekilde çalışmasını sağlar. Örneğin, yüksek östrojen seviyeleri sabahları enerjiyi artırarak güne başlamaya yardımcı olabilirken, akşam saatlerinde daha düşük östrojen seviyeleri uyku kalitesini artırarak dinlenmeye yardımcı olabilir. Benzer şekilde, sabahları yüksek endorfin seviyeleri, gün boyunca daha iyi bir ruh hali ve ağrı yönetimi sağlayabilir.
  • Östrojen seviyeleri yükseldiğinde, birçok kadın kendini daha enerjik, motive ve pozitif hissedebilir. Şu çok dramatik bir tecrübemdir; kadınlar günün sonlarında ve/veya geceleri acillik olurlar.
östrojen sarhoşluğu vajinal feromon toplumsal kanıt kuramı jinekolojik narsisizim Muğla kadın doğum
Bundan sizi koruyacak tek şey sabit değişmez jinekolog doktordur
Evet !<br>Bu Gücün Farkındayım !<br>Seni Kendinden Koruyacak<br>Tecrübeli Jinekolog Hekim
Evet !<br>Bu Gücün Farkındayım !<br>Seni Kendinden Koruyacak<br>Tecrübeli Jinekolog Hekim
Endojen-ostrojen-ostrojen-sarhoslugu-mugla-kadin-dogum-jinekolog-2

Östrojen Direnci hiç konuşulmuyor

Östrojen direnci, hücrelerin östrojene normal yanıt verememesi veya yanıt verirken normalden daha fazla östrojen gerektirmesi durumudur. Bu durumda, östrojen reseptörleri hala hücrelerde mevcut olsa da, östrojenin hücre içine girmesi ve hücre aktivasyonunu başlatması için gereken sinyallerin yetersiz olduğu düşünülmektedir.

Östrojen reseptörlerinin üretimi sırasında meydana gelen protein katlanma bozuklukları, maldisfonksiyonel östrojen reseptörleri oluşumuna neden olabilir.

Östrojen reseptörleri, östrojen hormonunun hücrelerdeki etkilerini kontrol eder ve bu nedenle yanlış şekilde katlanmış reseptörlerin hücrelerde düzgün çalışmamasına neden olabileceği düşünülmektedir. Bu durum, özellikle meme kanseri gibi östrojen reseptörü pozitif tümörlerde, hormon terapisi sırasında önemli bir endişe kaynağı olabilir.

Östrojen direnci, birçok farklı faktöre bağlı olarak oluşabilir.

Bunlar arasında genetik faktörler, yaşlılık, obezite, stres, yanlış beslenme, egzersiz eksikliği, bazı ilaçların kullanımı ve çevresel faktörler yer alabilir.

Östrojen direnci, birçok sağlık sorununa yol açabilir.

Örneğin, östrojen direnci meme kanseri, endometriyal kanser, yumurtalık kanseri, osteoporoz ve kalp hastalıkları gibi birçok hastalık riskini artırabilir. Ayrıca, östrojen direnci, vücuttaki inflamasyon seviyelerini artırarak ve bağışıklık sistemi fonksiyonlarını etkileyerek bağışıklık sistemi sağlığına da zarar verebilir.

Östrojenin Metabolitleri & zararlı Metabolitleri

HormonAçıklamaKanser Riskine Etkisi
Estradiol (E2)En yaygın olarak bulunan östrojen türüdür ve kadınların yumurtalıklarında en yüksek seviyelerde bulunur. Ayrıca erkeklerin testislerinde de bulunur.
Estron (E1)Menopoz sonrası kadınlarda daha yüksek seviyelerde bulunan bir östrojen türüdür.
Estriol (E3)Hamilelik sırasında üretilen bir östrojen türüdür ve plasentanın ürettiği bir hormondur.
Estetrol (E4)Hamilelik sırasında plasentada üretilir ve diğer östrojen türlerinden farklı olarak sadece hamilelik sürecinde varlığı gözlemlenir.
2-hidroksiöstron (2-OHE1)E1’in bir metabolitidir ve meme kanseri riski azaltıcı etkisi olduğu düşünülmektedir.Azaltıcı etki
4-hidroksiöstron (4-OHE1)E1’in diğer bir metabolitidir ve meme kanseri riski arttırıcı etkisi olduğu düşünülmektedir.Arttırıcı etki
16α-hidroksiöstron (16α-OHE1)E1’in diğer bir metabolitidir ve östrojen reseptörlerine daha güçlü bağlanarak kanser riskini artırabilir.Artırıcı etki
2-metoksiöstradiol (2-ME2)E2’nin bir metabolitidir ve östrojen reseptörlerine bağlanma gücü daha düşüktür. Meme kanseri tedavisi için potansiyel bir ajan olarak araştırılmaktadır.
2-hidroksiöstradiol (2-OHE2)E2’nin bir metabolitidir ve 2-OHE1 gibi meme kanseri riski azaltıcı etkisi olduğu düşünülmektedir.Azaltıcı etki
4-hidroksiöstradiol (4-OHE2)E2’nin diğer bir metabolitidir ve 4-OHE1 gibi meme kanseri riski arttırıcı etkisi olduğu düşünülmektedir.Arttırıcı etki
16α-hidroksiöstradiol (16α-OHE2)E2’nin diğer bir metabolitidir ve 16α-OHE1 gibi kanser riskini artırabilir.Artırıcı etki

Bu yolların hepsi karaciğerde gerçekleşir ve östrojenlerin vücuttan atılımını kolaylaştırır. Kadın bedeni sağlıklı besleniyor ve optimal şartlara sahip ise aktivitesi olmayan östrojen metabolitleri üreterek östrojenden kurtulmaya çalışmaktadır. Eğer bedeninizde eksiklikler varsa ve östrojen de az üretiliyor ise, hidroksilasyon yolağı aktive olur, bu şekilde az olan östrojen miktarı daha etkin ve uzun süre kullanılır ama bu tasarrufun yanına enflamasyon eklenmektedir.

Bu tür konjugasyon bozuklukları, östrojenin etkilerinde değişikliklere neden olabilir ve bazı durumlarda hormonal dengesizliğe yol açabilir.

İyi ve kötü metaboltler
İyi ve kötü metabolitler

E2 üretimindeki konjugasyon (Proteinler gibi büyük moleküllerin diğer bileşiklerle birleşmesi) bozuklukları, östrojenin karaciğerde metabolize edilirken yanlışlıkla farklı bileşiklere bağlanması ( konjuge ) edilmesi sonucu ortaya çıkar.

Bu bozukluklar şunları içerebilir:

Sülfatasyon:

Karaciğerde bulunan sulfotransferaz enzimleri östrojenlerin hidroksil gruplarını sülfat grubu ile birleştirir. Bu işlem sonucunda oluşan östrojen sülfatların böbreklerden atılımı daha kolay olur. Bu yolak da östrojen metabolizmasının önemli bir yolu olup, östrojenlerin yaklaşık %30-40’ı sülfat gruplarına dönüştürülür.

Glukuronidasyon:

Bu işlemde, östrojenlerin hidroksil grupları, glukuronik asit molekülleri ile birleştirilir. Bu işlem sonucu oluşan östrojen glukuronitleri, safra yoluyla bağırsaklara taşınarak burada bakteriler tarafından parçalanır ve böylece östrojenlerin bağırsaklardan atılımı sağlanır.

Bu yolak östrojen metabolizmasının en önemli yollarından biridir ve östrojenlerin yaklaşık %50-60’ı bu yolla glukuronitlere dönüştürülür.

Metilasyon:

Metiltransferaz enzimleri östrojenlerin hidroksil gruplarına metil grubu ekler. Bu işlem sonucu oluşan metilöstrojenler, östrojen reseptörleriyle daha az etkileşime girer ve bu nedenle daha az aktiftir.MTHFR enzim bozukluklarında diğer yollar aktive olur ve daha aktif östrojen metabolitleri oluşmaya başlar. Bu yolak diğer üç yolak kadar etkili değildir ve östrojenlerin yaklaşık %5’i metile edilir.

Hidroksilasyon:

Östrojenlerin bazı karbon atomlarına bir hidroksil grubu eklenmesiyle oluşan ürünler, daha sonra diğer metabolik yollardan geçerek atılırlar. 16α-OHE1 ile 4-OHE2 gibi zararlı metabolitler bu hidroksilasyon ile oluşmaktadırlar. Bu yolak östrojenlerin metabolizmasında önemli bir yere sahiptir ve östrojenlerin yaklaşık %10-20’si hidroksile edilir.

östrojen metabolizması
östrojen metabolizması
Östrojen ve metabolitleri vede bunların potensleri görülmektedir. Görüldüğü üzere kırmızı renkli iki tane yüksek potensli metabolit 16α-OHE1 ile 4-OHE2 nin östrodiol gibi aktivitesi - potensi vardır. Ürünün atığı, ürün gibi aktivite gösterir ise hastalıklar başlar.
Östrojen ve metabolitleri vede bunların potensleri görülmektedir. Görüldüğü üzere kırmızı renkli iki tane yüksek potensli metabolit 16α-OHE1 ile 4-OHE2 nin östrodiol gibi aktivitesi – potensi vardır. Ürünün atığı, ürün gibi aktivite gösterir ise hastalıklar başlar.1

E2’nin yanlış üretim formları genellikle yanlış metabolizma sonucu ortaya çıkar. Özellikle, 16α-hidroksilasyon adı verilen bir yan ürünü olan 16α-hidroksiöstron (16α-OHE1) E2’nin yanlış metabolizma sonucu oluşabilir. Ayrıca, E2’nin yanlış konjuge edilmesi sonucu, örneğin 4-hidroksiöstron-3-metil-etil-katekol ester (4-OHE1-3-MeO-estron) gibi yanlış üretim formları da meydana gelebilir. Bu yanlış üretim formları, normal östrojenlerden daha aktif olabilir ve kansere neden olabilecek zararlı etkilere sahip olabilirler.

Aynı zamanda bu zararlı metabolitler; 16α-OHE1 ile 4-OHE2 inflamasyonuda uyarmaktadırlar. Bu inflamasyon damar duvarını kalılaştırmak ve artmış tansiyon , hipoksi ,… gibi etkilere neden olabilmektedir.

Östrojenin Kötü metabolit üretimini engelleyenlerde vardır.
  • Resveratrol
  • N asetil sistein,
  • Glutatyon
  • İodine gibi maddeler 4-OH Östrojen yolağını inhibe ederek DNA hasarını engellerler. Bununla birlikte 2-OH Östrojen yolağını aktive ederek DNA onarımını desteklerler.
  • Ayrıca folik asit ve B12 takviyeleride metilasyon yolagı ile östrojenlerin inaktive edilerek atılmalarını sağlamaktadır.
östrojen metabolitleri
Östrojen metabolitlerinin etkileri2


E2 konjugasyon bozuklukları yani 16α-OHE1 ile 4-OHE2 fazla üretimesi aşağıdaki faktörlere bağlı olarak oluşabilir:

Genetik Faktörler:

Bireyin genetik yapısı E2 konjugasyonunda rol oynayan enzimlerin aktivitelerini belirler. Bazı insanlarda, E2 konjugasyonunda yer alan enzimlerde genetik mutasyonlar meydana gelebilir ve bu da E2 konjugasyon bozukluklarına neden olabilir.

Bazı kişilerde, östrojen metabolizmasının bu yolları hızlı bir şekilde çalışır. Bu kişilerde 16α-OHE1 ve 4-OHE2 fazla üretilir.

Diyet Faktörleri:

Besinlerdeki bileşenler, özellikle flavonoidler ve diğer polifenolik bileşikler E2 konjugasyonunda rol oynayan enzimlerin aktivitelerini etkileyebilir

Özellikle yüksek yağlı, işlenmiş ve rafine gıdaların tüketimi, östrojen metabolizmasını olumsuz etkileyebilir ve 16α-OHE1 ve 4-OHE2’nin fazla üretilmesine neden olabilir.

Çevresel Faktörler:

Çevresel faktörler, özellikle kimyasal kirleticiler, E2 konjugasyonunda yer alan enzimlerin aktivitelerini etkileyebilir ve E2 konjugasyon bozukluklarına neden olabilir.

Sigara içmek, alkol tüketmek, ağır metaller gibi bazı çevresel faktörler de östrojen metabolizmasını olumsuz etkileyebilir ve 16α-OHE1 ve 4-OHE2’nin fazla üretilmesine neden olabilir.

İlaçlar:

Bazı ilaçlar, özellikle antibiyotikler ve antikonvülsanlar, E2 konjugasyonunda yer alan enzimlerin aktivitelerini etkileyebilir ve E2 konjugasyon bozukluklarına neden olabilir.

Kronik Enflamasyon:

Eğer overler kronik, subklinik enflamasyona, viral enfeksiyonlara, … maruz kalırsa (kronik vajinal akıntı) foliküller (yumurtalar) deforme olabileceğinden, östrojen metabolizması defektif ilerleyebilir.

Hormonal dengesizlik:

Hormonal dengesizlik, özellikle östrojen ve progesteron arasındaki dengesizlik, östrojen metabolizmasında değişikliklere neden olabilir ve 16α-OHE1 ve 4-OHE2’nin fazla üretilmesine yol açabilir.

Östrojenler arasındaki etkileşim oldukça karmaşıktır ve birbirlerinin etkilerini farklı şekillerde modüle edebilirler.

Genel olarak, östrojenler arasındaki etkileşimler, hedef hücrenin östrojen reseptörlerinin tipine, sayısına, aktivitesine ve lokalizasyonuna bağlıdır.

Östrojenlerin anti-östrojenik etkileri de vardır.

Örneğin, E2, östrojen reseptörüne bağlanarak hücre büyümesini uyaran sinyaller gönderebilirken, E4 östrojen reseptörlerine bağlanarak östrojenin bu etkilerini engelleyebilir. Bu nedenle, E4 bazen östrojenin anti-östrojenik etkisine sahip olarak kabul edilir.

E1 ve E3 de bazı anti-östrojenik etkilere sahip olabilirler ve östrojen reseptörlerine bağlandıklarında, östrojenin hücre büyümesini uyaran etkilerini inhibe edebilirler. Ancak, bu etkiler diğer östrojenlere kıyasla daha zayıftır.

Yine de, östrojenler arasındaki etkileşimlerin çok sayıda faktöre bağlı olduğunu unutmamak gerekir ve bu etkileşimlerin tam olarak nasıl işlediği tam olarak anlaşılmamıştır.

MTHFR Mutasyonu ve kötü östrojen metabolitlerinin (16α-OHE1 ile 4-OHE2) artışı

MTHFR genindeki mutasyonlar, metilasyon yoluyla östrojen metabolizmasını etkileyebilir. MTHFR enzimi, metilasyon yoluyla folat ve B12 vitamini gibi metil bağlarının oluşmasına yardımcı olur. Metilasyon östrojen metabolizmasında önemli bir rol oynar çünkü östrojenlerin vücutta nasıl işlendiğini kontrol eder.

MTHFR genindeki mutasyonlar, folat ve B12 vitamini düzeylerinde düşüşe neden olarak metilasyonu azaltmaktadır.

Bu da östrojenlerin doğru bir şekilde metabolize edilememesine ve artan 16α-OHE1 ve 4-OHE2 , Homosistein üretimine yol açabilir (metillenme yolu çalışmayınca hidroksillenme yolu aktive olur).

Bu durum östrojenlerin zararlı etkilerinin artmasına ve kanser riskinin artmasına neden olabilir.

Bu nedenle, MTHFR genindeki mutasyonlar östrojen metabolizmasını etkileyebilir ve folat ve B12 vitamini düzeylerinin takibi ve gerekirse düzenlenmesi önemlidir.

Östrojen Eroinden Tehlikelidir. Östrojenin endojen opioid sistemi desteklediği bilimsel olarak ispatlanmıştır. Östrojen, genç kadının cinsel market değeriyle birleştiğinde (voltran = östrojen sarhoşluğu oluştuğunda), kadınlar her türlü hastalığa sabredebilme, dayanabilme mukavemetine kavuşmaktadırlar. Östrojen sarhoşluğu durumunda, vajinal akıntı, rahim iltihapları, servisitler, kistler, miyomlar, kanamalar gibi jinekolojik sorunların etkisini az hissetmekte ama hastalıklar kronikleşerek devam etmektedir. Östrojenin endojen opioid sistemi desteklemesi - düzeyini artırması, kadın bedeninin kendini koruma mekanizmalarını harekete geçirdiği anlamına gelir. Östrojen yüksekliği, bağışıklık sistemini güçlendirir, vücudu enfeksiyonlara, iltihaplara, diğer hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir. Kadınlar jinekolojik sorunlara karşı aşırı dayanma gücüne sahip olabilirler. Fakat hastalıklara dayanabilmen, onlarla birlikte yaşaman gerektiği sonucunu çıkarmamalıdır. Jinekolojik sorunların tamamen göz ardı edilmesi doğru değildir. Jinekolojik hastalıkların erken teşhis tedavi gerektirebileceği unutulmamalıdır. Östrojenin etkisiyle kadınlar kendilerini daha iyi hissedebilirler, mevcut jinekolojik hastalıklarını basit, önemsiz, her kadında olabilen normal kadınsal durum olarak dahi görebilir ancak sağlık kontrollerini ihmal etmemeli, jinekolojik uzman doktor görüşüne başvurmalıdırlar. Resim, östrojenin kadın vücudu üzerindeki etkilerini, etkilerin jinekolojik sorunlara olan etkisini vurgulamaktadır. Östrojenin vücudun doğal koruma mekanizmalarını destekleyebileceği, bazı durumlarda jinekolojik sorunların semptomlarını hafifletebileceği, gizleyebileceği, kronikleşmesine sebep olabileceği anlaşılmalıdır. Ancak, her zaman jinekolojik sağlık konularında profesyonel jinekolog doktor uzmanından yardım almak önemlidir. Östrojen sarhoşluğu etkisinde çocukluğunu, ergenliğini, gençliğini, erişkinliğini jinekolojik hastalıklarını(özellikle vajinal akıntı) ile geçirmiş kadınlar gebelik , menopoz döneminde çok hasta olmaktadırlar. Östrojen Eroinden Tehlikelidir. Östrojenin endojen opioid sistemi desteklediği bilimsel olarak ispatlanmıştır. Östrojen, genç kadının cinsel market değeriyle birleştiğinde (voltran = östrojen sarhoşluğu oluştuğunda), kadınlar her türlü hastalığa sabredebilme, dayanabilme mukavemetine kavuşmaktadırlar. Östrojen sarhoşluğu durumunda, vajinal akıntı, rahim iltihapları, servisitler, kistler, miyomlar, kanamalar gibi jinekolojik sorunların etkisini az hissetmekte ama hastalıklar kronikleşerek devam etmektedir. Östrojenin endojen opioid sistemi desteklemesi - düzeyini artırması, kadın bedeninin kendini koruma mekanizmalarını harekete geçirdiği anlamına gelir. Östrojen yüksekliği, bağışıklık sistemini güçlendirir, vücudu enfeksiyonlara, iltihaplara, diğer hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir. Kadınlar jinekolojik sorunlara karşı aşırı dayanma gücüne sahip olabilirler. Fakat hastalıklara dayanabilmen, onlarla birlikte yaşaman gerektiği sonucunu çıkarmamalıdır. Jinekolojik sorunların tamamen göz ardı edilmesi doğru değildir. Jinekolojik hastalıkların erken teşhis tedavi gerektirebileceği unutulmamalıdır. Östrojenin etkisiyle kadınlar kendilerini daha iyi hissedebilirler, mevcut jinekolojik hastalıklarını basit, önemsiz, her kadında olabilen normal kadınsal durum olarak dahi görebilir ancak sağlık kontrollerini ihmal etmemeli, jinekolojik uzman doktor görüşüne başvurmalıdırlar. Resim, östrojenin kadın vücudu üzerindeki etkilerini, etkilerin jinekolojik sorunlara olan etkisini vurgulamaktadır. Östrojenin vücudun doğal koruma mekanizmalarını destekleyebileceği, bazı durumlarda jinekolojik sorunların semptomlarını hafifletebileceği, gizleyebileceği, kronikleşmesine sebep olabileceği anlaşılmalıdır. Ancak, her zaman jinekolojik sağlık konularında profesyonel jinekolog doktor uzmanından yardım almak önemlidir. Östrojen sarhoşluğu etkisinde çocukluğunu, ergenliğini, gençliğini, erişkinliğini jinekolojik hastalıklarını(özellikle vajinal akıntı) ile geçirmiş kadınlar gebelik , menopoz döneminde çok hasta olmaktadırlar.
SIFIR Vajinal Akıntı Sağlıktır Muğla Kadın Doğum Doktor
SIFIR Vajinal Akıntı Sağlıktır

Güzelliğine & gençliğine

hastalık yapışmasını kabullenememek

(Östrojen sarhoşluğu + Yüksek cinsel market değeri nedeniyle)

hastalığını kronikleştiriyor.

Buna ;
** gencim
** güzelim
** kusursuz
** Hastalıksız
** süperim
** genital İnkar hastalığı diyorum.

sıfır zero none finito vajinal akıntı sağlıktır
insanlarda biyolojik döngüsel zaman yapısı
Progesteronun diurnal ritmi, vücudun 24 saatlik döngüsü boyunca değişen hormonal seviyeleridir. Normalde, progesteron seviyeleri sabah saatlerinde daha düşükken, akşamları daha yüksektir, progesteronun sakinleştirici etkileri gece saatlerinde daha belirgin olabilir, bu nedenle akşam saatlerinde yüksek progesteron seviyeleri uyku kalitesini artırabilir.
  • Ayrıca, progesteronun diğer etkileri, örneğin termojenez, kan şekeri düzenlemesi ve stres yönetimi, progesteron seviyelerinin diurnal ritmine bağlı olarak değişebilir.
  • Kadınlarda, progesteron seviyeleri özellikle ovulasyondan sonra artar ve adet döngüsünün ikinci yarısında, yani luteal fazda, en yüksek seviyelere ulaşır. Eğer gebelik gerçekleşirse, progesteron seviyeleri plasenta tarafından üretilmeye başlar ve gebelik boyunca yüksek kalır. Ancak gebelik gerçekleşmezse, progesteron seviyeleri düşer ve adet döngüsünün başlangıcına kadar düşük kalır.
Kadın vücudu, östrojen ve progesteron dahil olmak üzere her iki hormona da bağımlıdır. Her iki hormonun da vücuttaki seviyeleri dengelenmelidir. Örneğin;
  • Yüksek östrojen ve düşük progesteron seviyeleri, menstrüel problemlere, infertiliteye ve diğer sağlık sorunlarına neden olabilir.
  • Düşük östrojen ve yüksek progesteron seviyeleri, anksiyete, depresyon ve diğer sağlık sorunlarına neden olabilir.
  • Endometriozis, leiomyomata uteri ve rahim kanaması gibi bazı jinekolojik durumlar östrojene bağımlıdır, Yine yüksek miktarlarda östradiol, gebelik kolestazı gibi kolestazlara yol açabilir.

Sadece progesteron kullanan bir kadın bağımlılık yapıcı maddelerde doz artırımına gitmez iken, östrojen kullanımında gidebilmektedir. Kadın bedeni östojene daha fazla bağımlıdır.

Östrojen hormonuna benzerliği nedeniyle “xenoestrogen” olarak adlandırılan ve bazı çalışmalar tarafından östrojen benzeri etkileri olduğu öne sürülen bazı kimyasallar şunlardır:
  • Bisfenol A (BPA) : Bazı plastik su şişeleri, konserve kutuları, bazı yiyecek saklama kapları
  • Alkilfenoller (AP) : Bazı deterjanlar, bazı kozmetik ürünler
  • Nonilfenoller (NP) : Bazı deterjanlar, bazı kozmetik ürünler
  • Poliklorlu bifeniller (PCB’ler) : Bazı elektrikli cihazlar, bazı kaplama malzemeleri, bazı plastikler
  • Dioksinler : Sanayi atıkları, bazı endüstriyel üretim süreçleri, bazı yanmış organik maddeler
  • Pestisitler (örn. DDT) : Tarımsal üretimde kullanılan böcek ilaçları
  • Fitalatlar (örn. DEHP) : Bazı plastikler, bazı kozmetik ürünler, bazı yapıştırıcılar, bazı deterjanlar, şampuan ve sabunlar
  • Parabenler (örn. metilparaben) : Bazı kozmetik ürünler, bazı kişisel bakım ürünleri
  • Organotin bileşikleri (örn. tributillitin) : Bazı kaplama malzemeleri, bazı boyalar
  • Triklosan : Bazı antibakteriyel sabunlar, bazı diş macunları
  • Polikarbonatlar : Bazı plastikler, bazı camların kaplama malzemeleri
  • Doğum kontrol hapları (östrojen içeren) : Reçeteli ilaçlar
  • Hormonlu et ve süt ürünleri : Hayvansal ürünler, özellikle endüstriyel tarım uygulamalarında kullanılan hormonlar


Xenoöstrojenler, östrojen metabolizmasını etkileyerek farklı östrojen metabolitlerinin seviyelerini değiştirebilirler. Hangi östrojen metabolitlerinin arttığı veya azaldığı, xenoöstrojenin türüne ve maruz kalma düzeyine bağlı olarak değişebilir. Ancak, bazı çalışmalar, özellikle BPA‘nın(Bisfenol A), 16α-OHE1 ve 4-OHE2 gibi potansiyel olarak kanserojen olan metabolitlerin seviyelerini artırabileceğini göstermiştir.

Özel Geniş Ekran Responsive Kadın Sağlığı Menüsü

Comments (17)

Comments are closed.